Neşeli Hatıralar…

Filed Under (hayal_hisseleri) by hayalcianne on 15-12-2009

OYALAMAKAĞIDI.COM DA YAYINLANMIŞTIR

Kendi çocukluğunu düşünen bir anneyim ben, sık sık çocukluk anılarımı ve  hayallerimi, yaptıklarımı aklıma getiririm. Beslenirim geçmişimden, kum tepesine çıkıp kendini dünyanın zirvesinde hissetmenin heyecanını duymuşluğum vardır, sonra zirveden aşağıya oturarak kaydığımı içimdeki bütün kıyafetlerin kum dolduğunu hatırlıyorum dün gibi.

Karınca yuvası karıştırmışımdır meraktan, neden benim onlara iyilik olsun diye verdiğim yemekleri yemezlerdi de kendilerine taa uzaklardan yemek taşırlardı hiç çözemezdim, bunlara iyilikte yaramıyor derdim. Kaplumbağayı ters çevirmiş ve bir süre izlemişimdir, gözlerine bakıp evini taşımak güzel mi? diye sormuşumdur. Uğur böceğine ısmarlama hayaller anlatmışımdır, umutlarımı rüzgâra haykırmışlığım vardır, dalgalara konuşmuşumdur büyüdükçe

ve yılanın kuyruğunu sopa sanıp ucuna basmışımdır, göz göze gelince arkama bile bakmadan eve kadar kan ter içinde koşup nefes nefese kendimi yatağıma saklamışımdır. Ata binmişimdir, yelesine sarılıp ona sevgi sözleri söylemişimdir ve horoz tarafından ısırılmışımdır bir kaç kez.

Resim3 .

..çocuğumun çocukluğu ise kesinlikle kendi  hayatımın akışını değiştirmekle kalmıyor, benim yeniden yapılanmama, onun için daha da “ekstra güzel hareketler” bulma güdümü, arzumu artırmama neden oluyor. Ve ben bu tatlı telaşı, “bugün değişik ne yapsam” arayışlarımı hayatıma katmama sebep olurken, sürekli olarak evin içinde olduğumuz dikkatimi çekiyor.

Dört duvar, bilgisayar ya da televizyon ekranı ve mutfak masası. Bazen küvetin içini doldurup oyuncaklarımızı da yıkadığımızı sayarsak hala dört duvar.

Son günlerde parka bile çıkmadık, aslında  istiyorum ki hayatın bütün zorlukları ve imkânsızlıkları içinde onun satın alınabilecek değerlerden çok ruhunu besleyecek hatıraları olsun. Benim gibi doğayla buluşup, garip durumlar karşısında kalıp, kendi kendine çözümler üretsin, karıncaların hayatını merak etsin, niye bu kuşlar uçuyor ben niye uçamıyorum diye kafaya taksın.

Sevgiye, anneye babaya dair, çocukluğuna dair neşeli anıları ve yaşanmışlıkları olsun…

Onun kocaman bir kahkahasına her şeyi   göze alabilirim ve kendimi bir kez daha baştan yaratabilirim. Onun mutlu ve hayat dolu, neşeli anlarını biriktirmesini ve benim gibi büyüdüğünde  zor geçen anlarda cebinden, kalbimden çıkarıp anılarıyla içini ısıtabilmesini istiyorum.

Resim8

Çünkü hayat mimarı olduğumuzu söylüyor bütün filozoflar, bende neşeli hatıralar inşa ediyorum bu yüzden onun için, ortam yaratma çabalarım bu yüzden. Her zaman  itiraf ettiğim gibi aslında Ömer bu konuda daha doğal. Eşimin normal,  doğal hali böyle, hiç çaba sarf etmeden, çok kitap okuması, kendini neşeli olmalıyım diye güdülemesi gerekmiyor ve direk neşeyle bakıyor hayata, zorluklara. Kuzey’in  ev içinde sıkıldığı en zor anlarda bile hiç gerilmiyor, hiç dert etmiyor, yatağın tepesine çıkıp yarım saat onunla zıplıyor, öylece hayaletçilik, Süpermencilik, saklambaç ve sonra 12 masal arka arkaya anlatacak doğal bir gücü var bu adamın, biliyorum ki   inancı onu böyle derin  bir  mutluluğa taşıyor. Tanrının bizim için güzel şeyler planladığını söylüyor ve her gün bunu kanıtlıyor.

Bana ilk tanıştığımız günden beri her şey çok güzel olacak diyor ve zorlukları kolaylıkla atlatıyoruz onun neşesiyle.

Oğlumun babası gibi mutluluğu kalbinde, yüzünde ve beyninde yaşatabilen bir adam olmasını hayal ediyorum hep,

Şükrediyorum bu yaşama sevinciyle onurlandırıldığım için.

Hayat mimarıyız, evet artık kesinlikle inanıyorum  buna, kaderimizdeki her tuğlayı seçme şansını vermiş Tanrı bize.

Hüznü ya da neşeyi seçebilmeyi öğrenmeliyiz hep birlikte.

Bizim, çocuklarımıza hayatın seçimlerimizin sonucu olduğunu anlatabilmenin yollarını bulmamız gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü insan çocukluğunu düşünecek yaşa geldiğinde seçimlerini çok ta bilinçli yapamadığını görüyor, böylelikle yanında bulunan çevresindeki kişilerin hayata bakışları önem arz ediyor, benim dedem ve babaannemde çok neşeli insanlardı. Hep tatlı tatlı atışırlar,  birbirlerine iltifat ederlerdi, neşeli ve sabırlıydılar,  doğal bir koruma kalkanı oluşuyor bunun sonunda.

Resim4

Hem öğretmenler, hem anne-babalar olarak, çocukların anlarını, günlerini ve çocukluklarını yaşayıp  giderken, ruhlarının doğanın içinde, özgürce keşfedebiliyorlar mı? sorgulamalıyız diye düşünüyorum.

Anlam kurmayı, karar almayı,  bir işi sonuçlandırmayı, yaşayacağı süreçleri olabildiğince en sade, ama oldukça zengin, deneyim  ortamları  yaratmalıyız. Aynı zamanda doğanın doğal iyileştirici büyüsüne kapılmalıyız,  hayvanların çocuklar üzerindeki kendinden neşeli  yaratma güçlerini olumlu etkisini görmezden gelmemeliyiz.

Doğal yaşamın insan üzerindeki etkilerini “Psychologie Huete” dergisinden düşündürücü verilerle karşılaştım,   insanların yaşamının %95’i  kendi yarattıkları yapay  ortamda  geçiyormuş. Yani  birçok insan doğa ile en yakın kurduğu ilişki biçiminin sadece pencereden dışarı bakarak, en fazla TV’de belgesel kanallarında birkaç dakika geçirmek olduğunu söylüyormuş. Çocuk ve gençlerin 3/1’i yalnızca  birkaç ot ismi sayabiliyormuş, yalnızca 7/1’i beş kuş çeşidini sayabiliyormuş ve ilkokul birinci sınıfa giden çocukların %70’i ördeğin rengini sarı zannetmekteymiş. Bu kadar doğadan kopmuş insanların hayatlarının  hangi bölümlerine neşeli olduklarını merak ediyorum, TV de sitkom izlerken ya da bilgisayarda ilginç videolar izlerken mi acaba?

Tarih  dersini neşeyle anlatan bir öğretmeniniz oldu mu hiç? yada banka memuresi sizi büyük bir kahkaha ile karşılayıp “kuzum elektrik faturanız da çok  şişkinmiş  bu ay,  baya elektrik yemişsiniz” gibi sulu espriler yaptı mı? Hayatımızda neşe  denilen kavram ne kadar içimizde, neşe öğrenilemez ancak yaşanır,  yaşanınca anı olur.

Resim7

Çocuklarımızın çocukluğu geçiyor,  onlara doğal bir hayat sunma çabamıza katkı sağlayacak şekilde çocuklarında bir kez olsun bir kum tepesinden kayma imkânı,

büyük neşeli çığlıkları rüzgarın, dalgaların sesine karışması,

bir karınca yuvasının içini merak etme fırsatı,

doğanın içindeki sesleri  keşfetme oyunu,

çiftlik hayvanlarına yakından bakma,

sebze ve meyveyi elle koparabilme,

toprağa yalınayak basabilme,

kumda ayakları yanarak zıplaya zıplaya yürüyebilme,

bir kez olsun yağmurda denize girme,

kamp yapma,

kaMp ateşinde ısınma,

bitki ekme, bakımını üslenme,

hayvan besleme,

yaşayabileceğimiz, kendiliğinden içinde neşe barındıran doğal etkinlikler yapalım….

Neşeyi ve hatıraları hafife almayalım, yaşam mimarı olduğumuzu unutmayalım.

Neşeli hatıraların büyüsüne kapılmanız dileğiyle “Hayalcianne” 08 Aralık 2009Resim6

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens
DeliciousFacebookDigg
RSS FeedStumbleUponTwitter

Yorum Yaz

Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com