emitt fuarı 2010

Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 18-02-2010

P1760140_800x600 

P1760145_450x600

 P1760330_800x6001

 P1760331_800x6001

P1760332_450x6001P1760330_800x6001P1760315_800x6001

P1760331_800x6001

P1760335_450x6001

P1760338_450x6001

 

 

 

P1760328_450x6001

P1760311_450x6001P1760309_800x6001

P1760308_800x6001

P1760313_800x6002

P1760148_800x600

 

P1760155_450x600

P1760159_800x600P1760168_800x600

 

P1760162_800x600P1760171_800x600

P1760175_800x600

P1760174_450x600

P1760172_800x600

P1760183_450x600P1760185_450x600

 

 P1760190_450x600

P1760192_450x600P1760197_800x600P1760196_800x600

 

P1760198_450x600P1760200_800x600

P1760201_800x600P1760213_800x600

 

 

 

 

P1760203_800x600P1760212_450x600

 

P1760202_800x600

 

 

 

P1760205_450x600P1760210_450x600

 

P1760206_800x600P1760205_450x600

P1760208_800x600

 

 

 

P1760211_800x600

 

 

 

 

 

 

 

P1760216_450x600P1760215_800x600

 

P1760217_450x600

 

 

 

 

 

 

 

P1760223_800x600

P1760229_450x600

P1760230_450x600

 P1760228_800x600

P1760231_800x600

P1760232_800x600

P1760233_450x600

P1760237_450x600

EMITT 2010 Fuarının Konuk Ülkesi MISIR.dı..
 küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu aşmayı hedefliyor!
Geçen yıl bir ilke imza atarak konuk ülke uygulamasını başlatan EMITT Fuarı, 2010′da Mısır’ı ağırlıyor. 2006 yılında 44 bin, 2007 yılında 50 bin, 2008 yılında da 52 bin Türk turisti misafir eden Mısır, EMITT 2010 Fuarı’na konuk ülke olarak katılarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyor.
14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını bir kez daha açtı. Asya’yı içine alan her bölgenin yanı sıra dünyanın dört bir yanından binlerce firmanın katıldığı EMITT 2010 Fuarı, geçen yıl başlattığı konuk ülke uygulaması kapsamında bu kez Mısır’ı ağırlıyor.

 

11-14 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan EMITT Fuarı’na konuk ülke olarak katılan Mısır, bölge için son derece büyük bir önem taşıyan bu etkinlik aracılığıyla bir turizm destinasyonu olarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyordu . Fuar süresince çok sayıda tanıtım faaliyeti yürütmeyi planlayan Mısır, küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu EMITT 2010 Fuarı ile aşmayı amaçlıyor du.

 

P1760303_800x600

P1760307_800x600

P1760304_800x600

P1760302_800x600

P1760300_800x600

P1760298_800x600

P1760287_800x600

P1760288_450x600

P1760272_800x600

P1760291_800x600

P1760295_800x600

P1760296_450x600

P1760280_800x600

P1760283_800x600

P1760281_800x600

P1760285_800x600

P1760268_800x600

P1760267_450x600P1760264_800x600

P1760262_800x6001P1760253_800x600P1760255_800x600

P1760252_450x600P1760243_800x600

P1760247_450x600

P1760250_450x600

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

bence ağaçlar ve balıklar insanlar dan daha özgür

Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 30-12-2009

 Bir balık yada ağaç olmayı  hayal ettiniz mi hiç?

O zaman dünya da yaşamak bizim  için daha özgür bir eylem olabilirmiydi acaba?

Bir ağaç dallarını canı çektiği gibi uzatır gök yüzüne..

Gövdesi seneler geçtikçe kalınlaşır.

Ruhu görmüş geçirmiş bir adam  yada kadın gibi olgunlaştıkça, daha derine salar köklerini …

Bütünleşir toprakla….

Her mevsimde değişir DURMaDAN..GÜYA HEPSİ AYNIDIR AMA …

HEPSİ FARKLIDIR AĞAÇLARIN aslında…

Canları çektiği gibi dallarını çiçeklerle güzelleştirir+LER…

Rüzgarla dans eder+LER…

Güneşle flört.

Yaşam bir ağaç için bir yağmur damlasına nimet gözüyle bakmaktır.

Bir kuş yavrusuna dal  olmak…

Yada …

Okyanusta yüzen bir kara balık olmak istermiydiniz sizde ?

BEN İSTERDİM

Resim21

Resim72
Özgürlüğün  tanımlarını okudukça kendi özgürlüğünü sorguluyor insan…

 

Renouvier’ye göre:

 ”insanların doğru veya yanlış olarak kendilerinde bulunduğuna inandıkları eylem gücü olan  ”özgür irade” şöyledir:

“insanlar, sanki bilinçlerinin hareketleri ve bu hareketlere bağımlı olan eylemleri kendilerinde bulunan bir şeyin etkisi altında değişebilirmiş gibi ve sanki eylemden önce gelen o son anda kendilerini belirleyen hiçbir şey yokmuş gibi düşünme eğilimindedirler.”

Bu özgürlük kavramını kabul edebilir miyiz? Özgür irade bir gerçek mi yoksa efsane mi?

”….Şüphesiz bu şekilde tanımlanan bir özgürlüğün varlığını kanıtlamak imkansızdır. Çünkü bir önermeyi kanıtlamak, onun zorunluluğunu ortaya koymak, onun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını göstermektir . Oysa özgürlük, eğer bir şeyi yapmama gücü, öngörülemeyen eylemlerde bulunma gücü ise, olumsallığı, yani zorunluluğun yokluğunu gerektirir. Alain bu konuyla ilgili olarak, “Herhangi bir özgürlük kanıtı, özgürlüğü yok eder” demiştir.

Özgürlüğü kanıtlamak mümkün değilse de belki onu yaşamak mümkündür. Tek kelimeyle özgür irade, kanıtlanamaz, ama yaşanabilir. Özgür iradenin varlığını savunan tüm filozoflar, psikolojik veya ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden hareket ederler. ‘

‘… bu satırları okuduğum yer ‘internet filazofunun mekanı  http://dusundurensozler.blogspot.com/

  Ama ortalarda pek tasvir bulamayız,  teori de herkes süper dir  ama uygulamada elimiz de ne vardır ve ne kalır geri..?

Resim13

Özgür olmak istiyorsak ne yapmalıyız?

Ben her zaman uygulamaya bakarım.  Uygulayamadığımız  teorileri ne yaparız?

Doktorlar ,öğretmenler,avukatlar,askerler,pilotlar,şöförler,anneler,mühendisler,yazarlar,aşçılar… teoriyle uygulama arasında  sıkışıp kalırlar hayatın içinde.

Resim33

Ama bence hayat tamamen uygulanan yaşanmışlığı kapsar .Teoriler matematikçiler ve fizikçiler için değilse  bizim için mi acaba ? 

Ama o zaman   hayatla çelişmez di sonuçlar?

Yabancı filozoflar neden pratik değil de teoriktirler acaba?

PRATİK ÖZGÜRLÜK  iLE

TEORİK ÖZGÜRLÜK ve

 FELSEFİĞİ ÖZGÜRLÜK   ARASINDA Kİ FARKLARI  KİM BİLİYOR onlardan başka ?

BELKİ  ÖZGÜR OLMAYI UNUTtukları  için HİÇ KİMSE BU TANIMLARLA İLGİLENMİYOR dur  aslında  …

İLGİLENSE NE OLUR SAN Kİ, HAYATA  KATABİLECEK BİR YOL BULABİLİR Mİ? +Kİ!

Bunun kısacık küçücük bir formülünü anlatamazlar ÇÜNKÜ …

Mesela Mevlana gibi ,Yunus gibi kendi toprağımızın ALİMLERİ olanlar aslında ne kadar yalınlar; hayata karşı hiç TEORİK  değiller…. dikkat ettiniz mi?

NASIL KISA ÇÜMLELER DE BÜYÜK ANLAMLAR GİZLEMİŞLER…’’su gibi ol deyip bu güne kadar akmışlar … lafı ve manasını hiç uzatmamışlar…
Bu dönem de ! VE GÜNÜMÜZ  TÜRKİYESİNDE ! ASLINDA HALA BÖYLE İNSANLAR VAR !

Ve topraklarımız da yeni değerler yetişmeye devam ediyor .

Alimler kadar Alim olamasalar da en azından tamamen teorik değiller .Özgüerlüğü paket yapıp süs bitkisi gibi kenara koymayan kelimelerle ,tamamen yaşama indirgeyerek kullanabiliyorlar..

Resim61

 

Hemde kendini VE YETENEĞİNİ yeterince özgür hissedememiş fakat”özgür çocuk ”yetiştirmek isteyenlere hayat ormanında  harika kısa patika yollar göstererek …

Resim41

yazının bundan sonraki bölümü

OYALAMAKAĞIDI.COM DA 25 ARALIK 2009 da yayınlandı

”Özgür bir çocuk yetiştirmek istiyorum? Bunun bir formül var mı? ”diye sormuşlar Şule ve Yankı Yazgan’a.

Onlarda cevap vermişler:

”Evet var ”…

Ben 2008 Nisan ayında edinmişim bu kitabı. İlk sayfasına her zaman not ederim aldığım tarihi.
Çocuğunuz Sizden Ne bekliyor kitabın adı. Tam 316 sayfa

Yıllardır ailelerin büyük ümitlerle merak ettikleri bütün konularla ilgili en sık sorulan soruları derleyerek içten ve işlevsel yanıtlardan oluşturmuşlar içeriği. Ara ara merak ettikçe karıştırılan, karıştırdıkça başka yanıtları bulma isteği yaratan bir kitap insanda.

Ve gelelim sorunun yanıtına152.sayfada Özgür çocuk yetiştirme formülü mevcut
(her zamanki gibi ailelerden aileye çocuktan çocuğa bireysel farklılıkları göz önünde bulundurmalıyız ama” özgürlük için önce ihtiyaçların karşılanması gerekir” diyor uzmanlarımız)

BURDA ÇOCUKLAR EN ÇOK NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR SORUSU BELİRİYOR?

 

Cevap: 3s, 3ö

EVET, BÖYLE YAZIYOR AYNEN

Bu bir simge sadece,

Ama çocuklar en çok neye ihtiyaç duyarlara çok iyi bir cevap

Bende ilk okuduğumda bir kez daha okuma ihtiyacı hissetmiştim…

s1:sevgi
s2:sınır
s3:sorumluluk

ö1:övgü
ö2:öpücük
ö3:özen

Her maddeyi güzelce örneklerle açıklamışlar.

”Ne kadar da özgürlük başıboşluk, sınırsızlık, sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da…
Kendi sınırlarını bilmeden başkalarına karşı sorumluluk taşımadan” Özgür ”olunamaz özgürlük yukarıdakilerin doğal sonucudur ”diyor kitabın uzman yazarları.

Resim81

Doğaya
Hayvanlara
İnsanlara

ÇocuklarımızA ve kendimize öncelikle 3s’yi yaparak yaşayarak rol model olduğumuz gerçeği ile yüzleşerek
3ö ..LERİDE İHMAL ETMEMEK GEREKİYOR

3S ile 3Ö’yü ara ara tekrar tekrar içselleştiren HAYALCİANNE 


3O Aralık 2009
mutlu VE ÖZGÜR seneler size
banada mutlu VE ÖZGÜR yaşlar..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

kendini var etme savaşı

Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 28-12-2009

www.oyalamakağıdı.com 19 aralık 2009 tarihinde yayınlanmıştır..

Resim10
Barbi ve lego sergisi ailede bölünmeye sebep oldu, oğlum hemen “bu Barbi’ler kızlar için, beni niye buraya getirdiniz” dedi ve beni girişte bırakarak babasıyla hemen legolar bölümüne gittiler, hayal kırıklığı yaşadım doğrusu ucundan bakabilecek bir merak duymamalarına. Bende 50 yıllık Barbi serüvenini derin derin, yavaş yavaş, bazen elbiselerini, bazen dekorlarını, bazen bir kadının dünya tarihinde elli yıllık giyim kuşam stillerini gözleyerek ve saçsız bebeklerin olduğu zamanlardaki bebeklerle şimdilerin arasındaki kültürel farkları, yaşam tarzlarını inceledim. Hatta seksenler dönemi, doksanlar ama günümüze yaklaştıkça Barbi’nin dönüşümü, elbiselerinin kabarıklığı, saçlarının pırıltısı, uzunluğu, kızların hayallerinin nasıl değiştiğini açıkça gözler önüne seriyor. Ve tabii ki benim gibi düşünüyorsanız, hayatı boyunca bir tane bile Barbi’si olmayan milyonlarca çocuğun da olduğu gerçeği, bu ikonun çok dışında yaşayan ve bu dünyalara ait olmayan insanların yaşadıkları dünya gerçekleri ile de yüzleşiyorsunuz. Sergi bende ötekileri düşünme zorunluluğu getirdi…

Orada sırtı pek, altı kuru, üstü tiril tiril çocukları hayal ettim, hayata +1 ile başlayanları, ama bunun -1 ile başlayan tarafı da var. Ama benim gördüğüm bütün bunlardan, “yoksun çocuklar için ne yaptı bu barbi acaba” diye de düşündüm. Belki kaç çocuk okuttu da geçti aklımdan, kaç anneye temiz bir gelecek için iş sağladı, kaç kadın için fark yarattı acaba. Kızların pembe dünyasını görmek gerçekten çok güzel, o ayrı ama bunları da düşünmeden edemedim ben.

Resim11

Ben zaten hep böyleyimdir, neşeli kalabalıklarda bile hüzünlü bir yalnızlık bulurum kendime. Kızınız yoksa bile kadın olarak görülmesi gereken bir sergi, kim bilir sizlere ne düşündürtecek

Resim9

“Uçan Adam” çocuk tiyatrosuna davetliydik, harika bir oyundu. İçerik o kadar özenerek hazırlanmış ki, başlangıçta çocuklarla oyuncuların kaynaşması, oyunun interaktif olup çocukları içine katması, ara ara oyuncuların çocukların etrafında dolaşmaları, farklı ve çok özel bir seyir zevki yaşattı.

Taner Barlas’a özel olarak teşekkür ettim, “hocam bu eser ve oyun için çok teşekkür ederiz” dedim bir anne ve bir eğitimci olarak. Yılların hocası bu kadar mı naif, bu kadar mı alçak gönüllü olur bir insan dedirtecek tutum ve davranışlar sergiledi. O kadar etkilendim ve o kadar özendim ki, bir insan bu kadar bilgili, görmüş geçirmiş ve bu kadar sahici durmayı nasıl başarıyor dedim.

Ben oğluma bu erdemleri öğretmek için, bu tutumları ona nasıl göstereceğim diye düşündüm. Hayatın öğrenilmesi gereken ”değerlerini,” ancak değerli insanları izleyerek öğrenebileceğimizi fark ettim… Biz çocuklarımıza ne kadar erdemli davranıyoruz acaba diye sordum kendime ?

< P1660956_800x600

Bazen hayatın sıradan döngüsü içinde bazı cevherli kalpler de yetişir toplulukların içinde ;kendini hissettire hissettire.

Önüne setler koysanız da ,coşkulu bir dere gibidir ”yetenek” mutlaka akacak yol bulur kendine. “2003 yılı” o dönemler İstek Vakfı Özel Beykoz konakları anaokulunda çalışıyordum. Kocaman orman içinde ihtişamlı bir konak, sadece iki sınıf, bir müdür, iki öğretmen, bir sürü stajyerler ve yardımcılarımız, şoförümüzle beraber Türk filmlerini aratmayacak, neşe dolu hatıralar biriktirdim o yıllarda… Bir tanesi; her sabah küçük bir kız hoplaya zıplaya, hayatın bütün enerjisini gözlerinde biriktirmiş gibi neşeyle bakarak gelirdi yanıma, “günaydııın” diyerek büyük bir coşkuyla. Öperdi annesi, benim müdürümdü o dönemde, çok severdim kendisini, bütün bir yıl her gün beraber değilmişiz gibi yaz tatili planımızı da beraber yapar, tatile birlikte giderdik, ailece takılmayı da severdik..Hani bazı insanlar vardır, çalışmak ta, yaşamak ta onlarla keyiflidir ….Öyle bir kadındı Nilgün hn… o günden bu güne çok şey değişti, okul çoktan kapandı, Nilgün hn. ikinci çocuğunu, ben oğlumu doğurdum. meslek tatlı anılarla, gözümde canlanan hatıralarda kaldı, ama çocuklar büyüdü…. Nilgün hn. beni hala, her ay bir kez arar, durum raporu alır, hala beni sevdiğini hissettirir, kollar…
O beni her aradığında, sanki okuldan yeni çıkmışız, bugün tatil, yarın okula gidecekmişiz de bana bir şeyi hatırlatıyormuş gibi gelir.

Harika bir kişiliği vardır ve hayatının her alanına harikalık bulaştırır herkese böyle insanlar. Ondan çok şey öğrendim, bana kariyerimde ivme atlatmıştır….. Bir kadın kolay kolay başka bir kadını göklere çıkarmaz bilirsiniz. Bana hep hissettirirdi, uygulayıcıya duyduğu saygıyı, işi yapana ve işe saygısı çok büyüktü, emeği, erdemi, ahlakı bilirdi. Öyle yaşardı, prensipleri bu değerler doğrultusunda ilmek ilmek işlerdi hayatını ve bizi… Bana hep inanan nadir insanlardan biriydi, bana çok güvenirdi ve bütün uçuk fikirlerimi desteklerdi. ”İstiyorsan yapacağına inanıyorum” bu ondan en sık duyduğum cümleydi.. Yap o zaman, istediğini yapabilirsin, sen yapacağına inanıyorsan bende sana inanıyorum derdi…

Bir gün ona artık Bige’yi okula getirin demiştim.. “Daha çok küçük, boş ver şimdi, burada sabah akşam ayaklarımıza dolanır, daha zamanı var” derdi. İki yaşındaydı, özel ve önemli günlerde, ara ara getirirdi… Bige acayip bir çocuktu… Gözleri kocaman gülümsemesi muzip… sesi kadife… bir sincap gibi hızlı konuşur, büyük kahkahalar atar ve coşkulu bakardı dünyaya… Sonra annesinin kucağında her gün gelmeye başladı okula, çalışanlarla beraber sabahın köründe, arkadaşları 9’da gelirdi, sabahları kahvaltıda “anneme söyleyin bana izin versin” derdi…

Israrla “Avrupa yakası” dizisini izleme konusunda annesine diretir ve oradaki bütün karakterlerin süper taklitlerini yapardı.

Üzülürdü bir yanda Nilgün hn., “istemiyorum izlemesini, engelliyorum, kendini parçalıyor izlemek için” diye hayıflanır, ona engel koyduğu için bir yandan eğitimci olmanın verdiği ağırlığı dengelemeye çalışırdı..

Perşembe günleri sabah kahvaltısında “Avrupa yakasıyla” ilgili kendimizi tutardık, Bige’nin yanında konuşmamaya çalışırdık bizden etkilenmesin diye, ilk zamanlar… sonra zaman geçti, Bige annesini üstün yetenekleriyle kandırmayı başardı, prodüksiyonu büyüttü, bir süre sonra onu engellememeye kara verdik bizde.. O karakterlerle içindeki enerjiyi boşaltıyordu, sabah kahvaltılarında daha okulun çocukları gelmeden baştan sona Bige’nin yorumlamalarıyla yeniden izlerdik sanki o diziyi, itiraf etmek gerekirse harika taklitler yapardı ve sadece 2,5–3 yaşındaydı, doğaçlama ile kendi uydurduğu şeyleri araya katar bizi mahvederdi.

O dönemlerde hep Nilgün hn’a, Bige büyürken mutlaka güzel sanatlara bir iki kez götürün ve sınavlara sokun derdim, çocuğun enerjisi resmen üzerinden akıyor, isteseniz de engelleyemezsiniz bu bir yerden, hayatın bir günü çıkacak, içinde bunu saklayamaz derdim, dün gibi hatırlıyorum.

O yıllarda işimizi çok seven bir ekiptik, liderimiz çok neşeli bir kadındı, ailelerimizle ilgili en küçük detayları bilir, sorar, takip ederdi… sorunlarımıza çözümleri üretir, sıkıntılarımızı giderirdi.. Okulda her sabah hepimiz, aşçısından şoförüne toplanır, kahvaltı eder, güne öyle başlardık. Okula erken gitmek için koşarak evden çıkardım. Üç yıl, üç vesait değiştirerek Avrupa yakasından karşıya geçip, Beykoz konaklarına gitmek İstanbul’da ölümcül bir durumdur. Ama bana dokunmazdı, her gün boğazı görmek benim için büyük şans gibi gelirdi, çünkü her gün başka güzeldi … işyerim harikaydı… kendimi ve yeteneklerimi sonuna kadar aşabildiğim bir ortamdı. bugün Moskova’ya gidiyoruz, gel dese Nilgün hn. gene giderim, çünkü işi değil, hayatı paylaşırsınız iş arkadaşlarınızla.

Birkaç ay önce gene Nilgün hn. beni aradı, “istediğin oldu” dedi, “Bige’yi seçmelere götürüyoruz, bir şansını denesin, içimizde kalmasın”. İlk söylediğim şey “kesin kazanacak” dedim, “ümitlenmiyoruz, onun hayal kırıklığı yaşamasını istemiyorum” dedi… ama ben biliyordum, adım gibi emindim, “Peter Pan” müzikali seçmelerini kazandı.

Resim12

Ömer de, ben de evde resmen sevinçten ağladık, aylarca provaları göğüsledi, şimdi sahnede ait olduğu yerde. İçindeki coşkuya kilitler vurulmadan büyümenin verdiği özgüven ve neşeyle sahnede kızıl derili kostümüyle davul çalıyor, kocaman gözlerini görür gibiyim, içinde binlerce yıldızın ışığı, onun muzip gülüşü, bana kendi yapmak istediklerin için mücadele etmelisin mesajını veriyor. Asla pes etme der gibi, içindeki şelaleler coşkulu aksın, ait olduğun yerde tatlı “Bige”.

Nilgün hn. gibi harika liderlerin, harika çocukları olur, çünkü onlar hayata güzel enerjiler yayarlar ve bir gün o enerjiler onlara geri döner. Hayatımda değerli bir rol modeldir, insanlara verilen yetkiler onları yüceltmez, onları kişilikleri yüceltir ve kalıcı olan evrende yer bulan yaydığımız enerjidir.

Resim32

Hayal hisseleri;
Neşeli köpekler,
Hayalci şato,
Muz baskısı.
Resim2

Resim1

Hani “Nuri Bilge Ceylan” yalnız ve güzel ülkeme demişti, ben de yalnız ve güzel ülkemin çocuklarına bol hayalli bir hafta diliyorum. İçinizdeki yeteneğin fısıltısını dinlemeniz ve duymanız, içinizden akıp gitmesi için de kendinizi var edeceğiniz ortamları yakalamanızı diliyorum güzel çocuklar.

Hayat bir bakıma kendini var etme savaşı, kendine inandığı sürece var olmaya devam eder insan. Yalnız ve güzel ülkesinde her şeye rağmen yaşayabilen ve hayal kurmaya devam eden “Hayalci Anne”.

17 Aralık 2009

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

ortaya karışık neşeli ,hüzünlü birşeyler…

Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 19-12-2009

yeni yazım bir tık ötede

 http://www.oyalamakagidi.com/aynur-bicer/kendini-var-etme-savasi

Ama önce” Hamur Hanım buraya, eller havaya ”yapıyoruz..

P1660572_800x600

P1660619_450x600P1660598_450x6001

Uçan Adam tiyatrosu’na davetliydik.. Uçan Adam’a değil ama  Hamur Usta’ya hayran kaldık …. Nedense ben buna hiç şaşırmadım…

P1660623_450x6001

 

http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com/ bize eşlik etti..

P1620599+1583_800x600

Bazen gönül istiyor işte…  o kadar uzakta değilmişsiniz  gibi..bazen çıkıp  kapınızı çalacakmışız ”geçmiş olsun Derİİİİin ”diyebilecekmişiz gibii yaşamayı..

http://decaflatte.typepad.com/withhazelnut/2-%C5%9Feker/ama…

SDC11286_450x600

KALBİMİZDESİNİZ

Austin’de Aybike

Ankara’da Kuzen

sanmayın ki siz başka yerdesiniz ..

HEPİNİZE SİZİ SEVİYORUZ DEMEK İSTEDİK KISACA..

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

hayal ustaları tanırım ….

Sayfa (küçük şef, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 13-11-2009

Resim109

Resim112

Çocuk edebiyatının usta kalemi, gazeteci Yalvaç Ural‘ın, oyuncak koleksiyonu Rahmi M. Koç Müzesi’ndeki Fenerbahçe Vapuru’nda ziyarete açılmıştı  gitmiş ,gezmiş,görmüştük aylar evvel . Şimdi yine karşımıza çıktı kitap fuarında, Koç Müzesi’nin katkılarıyla.
Resim110

Resim105Resim104

Kitapları başka dillere çevrilen.

Resim108

Hayalleri başkalarına ilham veren.

Resim107

Ruhu  kendine münhasır.

Resim103

Resim106

Neşeli

Resim113

Hayalci bir üstat .Bu ülke de hayallerine sım sıkı tutunmuş kaç kişi var ki ?(o birkaç kişiden biri)

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

sincaplarla saklanbaç

Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 29-10-2009

Resim19

Ne mutlu ki İstanbul’da hala sincaplarla saklambaç oynayabileceğimiz bir yer var .(Yıldız Parkı)

Resim181

Yemyeşil

Resim81

Neşe dolu

Resim211

Doğanın kucağına  rahatça sevdiklerini teslim edeceğiniz bir cennet.

Resim41

Resim7

Ben çocukken  sincaplara çok hayranlık duyardım hala büyük bir tutkuyla onları severim .

Resim1Resim24

Bana çok neşeli ve eğlenceli gelir tipleri . Zariftirler, tuhaf bir çekicilikleri vardır ve o kadar hızlıdırlar ki bu onları daha da çekici ve ilginç kılar.

Resim9Resim6

Hiç bir zaman uzun uzadıya, doya doya izletmezler kendilerini …

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

Menekşe’de Ekmek Arası Neşeler

Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 19-10-2009

P1550696

P1550972  P1550970                               

P1550812

 

P1550731

P1550848

P1550856

 

P1550525

Bu mevsimde Menekşe Balık Pazarında

 P15505571 

Uzmanlar diyorlar ki: balığın içine neşeli vitaminler kaçmış :) ) yani balık yiyen kendiliğinden neşeli olurmuş  ”biz uzmanların yalancısıyız ”hiç bir iddamız yok :!)

P1550564

Bir süredir Küçük Şef’e evde balık pişirmiyorum.Aspiratörümüz yaz başından beri oyun dışı.Aspiratörsüz bir mutfakta  balık pişirmek nasıl dır hayal  bile etmek istemiyorum:):(Onun için   farklı uygun BALIK alternetifleri keşfediyoruz .Hem sağlıklı ,hem ekonomik ,hemde neşe seviyemizi artıran ortamları tercih ediyoruz.Menekşe sahili İstanbul’da (avrupa yakasın da) harika bir yerdir  .Eskiden küçük şef doğmadan hatta babasıyla evlenmeden önce  bile sürekli gittiğimiz ,iş çıkışları buluştuğumuz ;hafta sonları gazetelerimizi çarşaf çarşaf yaydığımız bir sahildir.O zamanlar buralar da tahta küçük iskeleler vardı  ;BİZ GENE EKMEK ARASI YERDİK o tahta iskelelerin üzerinde ..güneş batardı…burda gün batımı  da harika dır  . Biz genelde kışın ve sonbahar da burayı daha sık ziyaret ederiz ,bu mevsimler de  hiç kalabalık olmuyor .

BU SAHİL  çok  HAYAL KURDUĞUM     BİR YERDİR  AMA DAHA GÜZEL TARAFI    O  HAYALLERİ YAŞADIĞIM BİR YER  DİR aynı zamanda ..

 

balık ekmek 4 lira

 HARİKA BİR  çocuk parkı,sahil, güneş ,neşe,eski anıları anımsamak ve yeni neşeli anılar yaratmak ,kelebekleri kovalamak ,sevimli bir köpeği izlemek (hayal kurmak) NEFES ALMAK  tamamen   bedava:)

 

 

 

 

 

 

 

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

Galata Kulesi

Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 08-09-2009

p1500906.JPG

p1500791.JPG

p1500981.JPG

p1500982.JPG

p1510049.JPG

p1510045.JPG

p1510046.JPG

p1510037.JPG

p1500824.JPG

p1500826.JPG

p1500998.JPG

p1500861.JPG

p1500852.JPG

p1500836.JPG

p1500813.JPG

p1500762.JPG

Kulenin etrafında bir  çok     köfteci de var. Galata’nın köftecileri çok meşhurmuş.

 http://www.edebiyatogretmeni.net/edebiyat/galatakulesi.htm 

hüzünlü  bir şiir Ümit Yaşar Oğuzcan’ın kendi sesinden

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens
Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com