yaz – 4
Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 26-07-2010
Çan’daki Çanakkale Seramiğin fabrikasını gezme fırsatım da oldu …
Günebakanıma binlerce teşekkür http://gunebakantarlalari.blogspot.com/
Çanakkale anlatılmaz yaşanır derlerdi..
Çanakkale’yi görmek
” bir ülkenin geleceğini görmek için geçmişini görmek gerekir ’’sözlerini anımsattı bana..
Çanakkale’yi görmek için bir günün alsla yetmediğini de farkettim…gidilecek o kadar çok yer varki bir çok yeri göremedim.
Benim Çanakkale’yi doya doya gezmek için üç güne daha ihtiyacım var dı.
…
http://www.denizmuzeleri.tsk.tr/cdmk/sayfalar.asp?KID=267
http://www.denizmuzeleri.tsk.tr/cdmk/sayfalar.asp?KID=409
http://www.360tr.com/17_canakkale/gelibolu/mehmetcik_sehitler_abidesi/


AMATÖR hayalci
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 21-05-2010
Hafta sonu iş toplantısı için gidiyordu..
Sadece yolda beraber olacaktık..
Benim yolları çok sevdiğimi de biliyordu..
ÖZELLİKLE gitme halini…
Bir yerden beşka yere geçerken ki duygu derinliğinin beni nasıl heyecanlandırdığını…
Onlarca değişik ağaç görecek olmanın büyülü hissini hiç saymıyorum bile …
Aslında bir kaç gün bütün bu heyecanlarıma rağmen biz—-siz git dediim…
DERS ÇALIŞMAM GEREKİYOR!!!( şimdiki en büyük heyecanım )
Sonra
İyi gelecek sana biliyorsun dediii
Haklıydı
Her zamanki gibii…
Çok iyi de geldi..
Şansımıza toplantısıda erken bittii.
Daha çok beraber vakit geçirdik
Kardeşime ve kuzene de kısacık merhaba dediik
Onlarda mutlu oldu
Biz de
TOPLAM 37 saat sürdü herşey
7-8 saat toplantıları filan
geriye kalan zaman yolda ve birlikte geçtii
her anına deydiii
(benim için aşk onu hep yanında istemek….)
kalbimdesin






Biraz derste çalıştım diyeyim usulden.. ara ara yeşilden gözümü alabildiğim de ..
Ama hala okuduklarımı anlamadığım bellii yazdığım alt metinden:)
Mutluyum böyle kimseye kendimi beyendirme çabam olmadan yaşamak ta yazmak ta güzel .
Özellikle Öğrenme halii içinde olmak
Hep birşeyleri yakalamaya çalışmak
Herşeyi bilmek istemem hiç bir zaman
Öğrenmeyi seviyorum çünkü ben….
Çocuklarıma
çocuğuma
aşkıma
dünyaya ve herşeye amatörce bakıyorum hep

ve garip şeyler bulup düşünüyorum her seferinde itina ile
toprak olan milyonlarca insan şimdi belki
ağaç
dal
yaprak
çimen
ÇİÇEK
olarak yaşamlarını sürdürüyorlar
belki de
belki onlar da çok kez benim gibi kendilerini çırak gibi hissettiler
usta olamadan da ölüp gittiler


kim bilir hayat ustaları belki heybetli ağaçlar olarak yaşıyorlardır yer yüzünde hala
kimisi de cimenlik çayırlık
belki hayatın gerçek bir sihri vardır gerçekten
o sihir bize her günü yaşanır kılıyordur
çimenin çimen
ağacın ağaç olmasının derin bir sihri
hiç birine aklım ermiyor hala
sevmek tir belki o sihir
belki gidebilmektir her istediğinde
belki sana yok dedikçe var etmek v
e var olabilmek için çabalamaktır
belki paranın
markaların
pırıltıların büyüsüne kapılmadan
parasız mutluluklar yakalamaya
çabalamaktır
savaşmaktır kendinle gerçek bir insan olmak için
herkes adam oldu
dediklerinde anne babalar
ben çırak olma hakkımı kullanıyorum diyebilmek tir…
bazende beni bütün çıraklığıma rağmen hala sevebilen bir hayat ustasına asla hayır diyememek tir …
diye daha milyonlarca satır yazardım
anlamlı anlamsız
sonra hepsini silerim
silmemek için uzatmıyorum
demiştim yol beni derinden etkiler her seferinde
kopup giderim
silmiyorum özellikle izi kalsın hislerimin diye
Start Slide Show with PicLens Litebunu okuyorsan lütfen gülümse
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 08-05-2010
Nisan başı gibi Adapazarı’na kardeşimi görmeye gittik çünkü dağıtımdan sonraki yeri burasıydı:))
BU Uzun zamandır
Sürekli şükrettiğim BİR gelişme …
Hava cok soğuktu o günlerde.
BİR alışveriş Merkezi bulduk
Çocuklar , asker çok eğlendiler..
Kardeş Kardeş takıldık yine annem ve babam teşrif etmediler….. yine..





sen kalbimizdesin …en çok ta Kuzey’in ŞİMDİ DAYIM HERKEZİ Mİ KORUYOR DİYE SORUYOR …HER ZAMAN
EVET DİYORUM
YANİ SÜPERMEN GİBİMİ…..
NEZAMAN NÖBET TUTUYOR …
HER ZAMAN
BİZ UYURKEN DE Mİ ?
EVET ..
DAYIM NEZAMAN GELİCEK????
bir yıldan az bir zaman :))gülümse biraz DUYDUNMUUU GÜLÜMSEEEE BİR YILDAN AZ BİR ZAMAN !!!!
4 NİSAN DURMUŞ BABAMIN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜYDÜ akciğer kanseriydiiii
NUR İÇİNDE YATSIN .. O TARİH TE ALIŞVERİŞ MERKEZİNDE BU SERGİYİ GEZGİİM
DURMUŞ BABAMI DÜŞÜNDÜÜM…
KANSER OLAN VE İYİLEŞEN ARKADAŞLARIMIN GÜZEL HABERLERİNİ ALIYORUMM
HER ZAMAN BİLDİĞİMİZ AMA GÖZ ARDI ETTİĞİMİZ ŞEYLERİ GÖSTEREN RESİMLERİ ÖZELLİKLE PAYLAŞMAK İSTEDİİM
MÜMKÜNSE SAĞLIKLA VE HUZURLA KALIN
KENDİNİZE İYİ BAKIN
BU ilanı görmek
Beni biraz düşündürdü
Çevik Ticaret BİR Sakarya markası
Neden Ürün yüzü olarak bu karakteri seçtiklerini
BİR ANLIK merak ettim dogrusu
adam fasulyeyi”Alin”!!!mı demek istiyor ” almayın”! mi
)!?
Ömer’e göre ”almayanı çizerim ”diyormuş ….
ben fikrimi belirtmeyeceğim:))
Kardeşim benden taze fasulye istemişti giderken ..YAPTIM ..KAŞIK KAŞIK YEDİİmutluydu biz yanındayken
yanına annemin yaptığı bazı tariflerden yaptım ..yolda şahane bir Sürmene fırını denk geldii şimdiye kadar
o büyük karadeniz ekmeğini hiç dumanı üstünde yememiştiim
sıcak sıcak öyle güzeldiki
……SAKARYA NEHRİ KIYISINDA neşeli bir yemek hatıramız oldu
sınavlardan sonra sendeyiz …
gülümsemeyi unutmaa
Start Slide Show with PicLens Liteuzaktaki yakınlıklar
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 08-05-2010






silivriye 10 dk mesafede bir köy
içinde bakkal bile yok aslında pek ev de yok…insanda
terkedilmiş bi istasyon Fransızlardan kalma taş evler ve kuş sesleri var
orası Sinekli
GEÇEN HAFTA SUNUM HAZIRLIKLARI İÇİN EVE KAPANDIK AİLECE
PAZAR SAAT ÜÇTÜ İŞLER HALA BİTMEMİŞTİ ..
”HADİ DEDİİİ ÇOK ÇALIŞTIN SENİ O İSTEDİĞİN YERE GÖTÜREYİİM”
GERÇEKTEN Mİ DEDİİM
”EVET ”DEDİİ
aylar önce bir mağazada kasaya yaklaştığımda bir bilgisayardaki ekran koruyucu resme gözüm takılMIŞTI
tren yolu ve muhteşem yeşill rengi gördüğümde ..
içimden nekadaaaaar güzel diye geçti..
orda bir anlık yürüdüğümü hayal ettim
sonra kasada sıra bana geldii
ne güzel bir resim dediim
”ben çektim ”dedii kasadaki kişi
muhteşemmiş dediim
”buraya çok yakın bir yer ”
”terkedilmiş bir istasyon” diye yolu anlattı
aylar, zamanlar, hayat girdi araya
o anı unutmadım ama
adını yerini her şeyi unutmuştum
sonra eve yarım saat mesafedeki köye yolu bilmeden götürdü beni Ömer
AKŞAM GÜNEŞİNİ YAKALADIM
bazen bize uzak sandığımız yerler ve kişiler tahminimizden de yakındır aslındaa….
yolda bir eşeğe merhaba dediim
ineklere
kuzulara
yeşillere
hiç sinek görmedik
görseydik onada merhaba derdiik
üç hafta sonra hayatımın akışını değiştirecek sınavlarım var onun için merhaba diyorum ama
uzak bir merhaba gibi görünsede yakın bir uzaklık aslında …
Start Slide Show with PicLens Lite
sen benim kırmızı istanbulum sun…
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 30-03-2010
Akşam güneşinde baktım sana
Her yerin al al dı İstanbul …
Belki bütün özlemlerim
Birikmiş ..
Senki alev umutlarım
Belki ONDAN kan kırmızıydı eskiden beri bütün caddelerin
Belki hayattan Birikmiş intikamlar da var dı ceplerimde
Geçmiş zamanlarda kalan artık ismini cismini unuttuğum
Belki Yarim kalan hayallerimin sesi bu renk
Belki Uzaklık
Belki Mesafe denen heyecansız Yalnızlık halinın Okunuşu
Belki artık içine sığımadığım
Eski Bir ben vardı içimde
Baktıkça sana ondan kurtuldum
Belki sadece sevdayı bulduğum içindi
Böyle her yeri kırmızı pembe arası bulanıklıkta Görmem
Belki aşkım hala içimde canlı ve ateş gibi sıcak ta
Ondan geçtiğim yerlerde izi kalıyor nefesimin
Bende bir ateş hokkabazıyım belki senin gibi
Belki ondan seviyorum bu VURUCU etkini
Bir anlık içini ISITAN Kibrit alevi gibi
Manzaranda bir anlık karın doyurmaya devam ediyor
Her zamanki gibi …
İstanbul
ilk gördüğüm deki kadar tokum sana
İçim senin kahkahanla dolu çünkü
Neşenle
Kırmızınla
Baktığım ve gördüğüm bütün kırmızılar kalbimin sesi de olabilir
Mermerdeki oymalar
Ferforjedeki desenler
Işıldaklardaki Yansımalar
Arabalarının eksozları bile Kırmızı görünüyor burdan bana istanbul
Çünkü sen benim Kırmızı İstanbulum’sun
Bende senin Hayalcin ..
Kalbimdesin

Uzaktan bir ağaç görüp şuna bir tırmanabilsem dedim….
Sayfa (küçük şef, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 22-03-2010
Ağaçlar bana hayatı anlatıyor bu aralar …
Beni susturuyor Onlar konuşuyorlar hep …
Onun dallarının Başka başka hikayeleri
Başka bir mazisi vardı ….
Hep anlattı … hiç susmadı sanki …
Her birinin gövdesine
gizli şifreler yazılmış gibi…

Her ağacın kendini anlatma biçimi oldukça farklı
Her ağaç her hangi bir ağaç gibi görünsede
Kendi izini kendince çiziyor Özgürce gökyüzüne
En tepede bir Ağaç kadar siradan
Ve bir ağaç kadar Özgün olabilmeyi
Başarabiiyormuyum diye düşündüm
Bir suRE …
Ağaca tırmanmayı unuttuğumu hissettim KISA BİR AN..
Sonra hatırladım hemen ..
Ama bir anlık Korktum….
İsterimki sen hiç unutma bir ağaca nasıl tırmanılır …
Hayatta ağaca tırmanmak gibi bazen …
Yaşamayı unuttuğunda kendinden korkmaya başlıyorsun
BİR AN …
Hiç korkma
Bazen tırmanmaya değer ağaçlar göreceksin yol kenarında …
Buna değecek inan …
Yolda birini gördüğünde dur dinle
Sana anatacak bir hikayesi vardır …
Mutlaka
Hiç korkma yaşamaktan ,sıradan olmaktan
Hiç kimseyi üstün yada ulaşılmaz yada degersiz yada çaresiz görme ….
Çünkü kusur herzaman görenin kalbindeymiş hiç unutma….
Ben bugün öğrendimki hepimiz kendimiz seçiyormuşuz hayatlarımızı …
Nerde ve nasıl yaşamak istediğimizi ..
ruhumuzu kimlerle eğiteceğimizi …
Hangi zorluklar ve hangi mücadeleleri göğüsleyebileceğimizi …
BiLerek geliyormuşuz dünyaya ..
Akacak bir yol bulacaksın sende kendine …
Kalbimdesin
Start Slide Show with PicLens Liteemitt fuarı 2010
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 18-02-2010
EMITT 2010 Fuarının Konuk Ülkesi MISIR.dı..
küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu aşmayı hedefliyor!
Geçen yıl bir ilke imza atarak konuk ülke uygulamasını başlatan EMITT Fuarı, 2010′da Mısır’ı ağırlıyor. 2006 yılında 44 bin, 2007 yılında 50 bin, 2008 yılında da 52 bin Türk turisti misafir eden Mısır, EMITT 2010 Fuarı’na konuk ülke olarak katılarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyor.14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını bir kez daha açtı. Asya’yı içine alan her bölgenin yanı sıra dünyanın dört bir yanından binlerce firmanın katıldığı EMITT 2010 Fuarı, geçen yıl başlattığı konuk ülke uygulaması kapsamında bu kez Mısır’ı ağırlıyor.
11-14 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan EMITT Fuarı’na konuk ülke olarak katılan Mısır, bölge için son derece büyük bir önem taşıyan bu etkinlik aracılığıyla bir turizm destinasyonu olarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyordu . Fuar süresince çok sayıda tanıtım faaliyeti yürütmeyi planlayan Mısır, küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu EMITT 2010 Fuarı ile aşmayı amaçlıyor du.
bence ağaçlar ve balıklar insanlar dan daha özgür
Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 30-12-2009
Bir balık yada ağaç olmayı hayal ettiniz mi hiç?
O zaman dünya da yaşamak bizim için daha özgür bir eylem olabilirmiydi acaba?
Bir ağaç dallarını canı çektiği gibi uzatır gök yüzüne..
Gövdesi seneler geçtikçe kalınlaşır.
Ruhu görmüş geçirmiş bir adam yada kadın gibi olgunlaştıkça, daha derine salar köklerini …
Bütünleşir toprakla….
Her mevsimde değişir DURMaDAN..GÜYA HEPSİ AYNIDIR AMA …
HEPSİ FARKLIDIR AĞAÇLARIN aslında…
Canları çektiği gibi dallarını çiçeklerle güzelleştirir+LER…
Rüzgarla dans eder+LER…
Güneşle flört.
Yaşam bir ağaç için bir yağmur damlasına nimet gözüyle bakmaktır.
Bir kuş yavrusuna dal olmak…
Yada …
Okyanusta yüzen bir kara balık olmak istermiydiniz sizde ?
BEN İSTERDİM

Özgürlüğün tanımlarını okudukça kendi özgürlüğünü sorguluyor insan…
Renouvier’ye göre:
”insanların doğru veya yanlış olarak kendilerinde bulunduğuna inandıkları eylem gücü olan ”özgür irade” şöyledir:
“insanlar, sanki bilinçlerinin hareketleri ve bu hareketlere bağımlı olan eylemleri kendilerinde bulunan bir şeyin etkisi altında değişebilirmiş gibi ve sanki eylemden önce gelen o son anda kendilerini belirleyen hiçbir şey yokmuş gibi düşünme eğilimindedirler.”
Bu özgürlük kavramını kabul edebilir miyiz? Özgür irade bir gerçek mi yoksa efsane mi?
”….Şüphesiz bu şekilde tanımlanan bir özgürlüğün varlığını kanıtlamak imkansızdır. Çünkü bir önermeyi kanıtlamak, onun zorunluluğunu ortaya koymak, onun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını göstermektir . Oysa özgürlük, eğer bir şeyi yapmama gücü, öngörülemeyen eylemlerde bulunma gücü ise, olumsallığı, yani zorunluluğun yokluğunu gerektirir. Alain bu konuyla ilgili olarak, “Herhangi bir özgürlük kanıtı, özgürlüğü yok eder” demiştir.
Özgürlüğü kanıtlamak mümkün değilse de belki onu yaşamak mümkündür. Tek kelimeyle özgür irade, kanıtlanamaz, ama yaşanabilir. Özgür iradenin varlığını savunan tüm filozoflar, psikolojik veya ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden hareket ederler. ‘
‘… bu satırları okuduğum yer ‘internet filazofunun mekanı http://dusundurensozler.blogspot.com/
Ama ortalarda pek tasvir bulamayız, teori de herkes süper dir ama uygulamada elimiz de ne vardır ve ne kalır geri..?

Özgür olmak istiyorsak ne yapmalıyız?
Ben her zaman uygulamaya bakarım. Uygulayamadığımız teorileri ne yaparız?
Doktorlar ,öğretmenler,avukatlar,askerler,pilotlar,şöförler,anneler,mühendisler,yazarlar,aşçılar… teoriyle uygulama arasında sıkışıp kalırlar hayatın içinde.

Ama bence hayat tamamen uygulanan yaşanmışlığı kapsar .Teoriler matematikçiler ve fizikçiler için değilse bizim için mi acaba ?
Ama o zaman hayatla çelişmez di sonuçlar?
Yabancı filozoflar neden pratik değil de teoriktirler acaba?
PRATİK ÖZGÜRLÜK iLE
TEORİK ÖZGÜRLÜK ve
FELSEFİĞİ ÖZGÜRLÜK ARASINDA Kİ FARKLARI KİM BİLİYOR onlardan başka ?
BELKİ ÖZGÜR OLMAYI UNUTtukları için HİÇ KİMSE BU TANIMLARLA İLGİLENMİYOR dur aslında …
İLGİLENSE NE OLUR SAN Kİ, HAYATA KATABİLECEK BİR YOL BULABİLİR Mİ? +Kİ!
Bunun kısacık küçücük bir formülünü anlatamazlar ÇÜNKÜ …
Mesela Mevlana gibi ,Yunus gibi kendi toprağımızın ALİMLERİ olanlar aslında ne kadar yalınlar; hayata karşı hiç TEORİK değiller…. dikkat ettiniz mi?
NASIL KISA ÇÜMLELER DE BÜYÜK ANLAMLAR GİZLEMİŞLER…’’su gibi ol deyip bu güne kadar akmışlar … lafı ve manasını hiç uzatmamışlar…
Bu dönem de ! VE GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE ! ASLINDA HALA BÖYLE İNSANLAR VAR !
Ve topraklarımız da yeni değerler yetişmeye devam ediyor .
Alimler kadar Alim olamasalar da en azından tamamen teorik değiller .Özgüerlüğü paket yapıp süs bitkisi gibi kenara koymayan kelimelerle ,tamamen yaşama indirgeyerek kullanabiliyorlar..

Hemde kendini VE YETENEĞİNİ yeterince özgür hissedememiş fakat”özgür çocuk ”yetiştirmek isteyenlere hayat ormanında harika kısa patika yollar göstererek …

yazının bundan sonraki bölümü
OYALAMAKAĞIDI.COM DA 25 ARALIK 2009 da yayınlandı
”Özgür bir çocuk yetiştirmek istiyorum? Bunun bir formül var mı? ”diye sormuşlar Şule ve Yankı Yazgan’a.
Onlarda cevap vermişler:
”Evet var ”…
Ben 2008 Nisan ayında edinmişim bu kitabı. İlk sayfasına her zaman not ederim aldığım tarihi.
Çocuğunuz Sizden Ne bekliyor kitabın adı. Tam 316 sayfa
Yıllardır ailelerin büyük ümitlerle merak ettikleri bütün konularla ilgili en sık sorulan soruları derleyerek içten ve işlevsel yanıtlardan oluşturmuşlar içeriği. Ara ara merak ettikçe karıştırılan, karıştırdıkça başka yanıtları bulma isteği yaratan bir kitap insanda.
Ve gelelim sorunun yanıtına152.sayfada Özgür çocuk yetiştirme formülü mevcut
(her zamanki gibi ailelerden aileye çocuktan çocuğa bireysel farklılıkları göz önünde bulundurmalıyız ama” özgürlük için önce ihtiyaçların karşılanması gerekir” diyor uzmanlarımız)
BURDA ÇOCUKLAR EN ÇOK NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR SORUSU BELİRİYOR?
Cevap: 3s, 3ö
EVET, BÖYLE YAZIYOR AYNEN
Bu bir simge sadece,
Ama çocuklar en çok neye ihtiyaç duyarlara çok iyi bir cevap
Bende ilk okuduğumda bir kez daha okuma ihtiyacı hissetmiştim…
s1:sevgi
s2:sınır
s3:sorumluluk
ö1:övgü
ö2:öpücük
ö3:özen
Her maddeyi güzelce örneklerle açıklamışlar.
”Ne kadar da özgürlük başıboşluk, sınırsızlık, sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da…
Kendi sınırlarını bilmeden başkalarına karşı sorumluluk taşımadan” Özgür ”olunamaz özgürlük yukarıdakilerin doğal sonucudur ”diyor kitabın uzman yazarları.

Doğaya
Hayvanlara
İnsanlara
ÇocuklarımızA ve kendimize öncelikle 3s’yi yaparak yaşayarak rol model olduğumuz gerçeği ile yüzleşerek
3ö ..LERİDE İHMAL ETMEMEK GEREKİYOR
3S ile 3Ö’yü ara ara tekrar tekrar içselleştiren HAYALCİANNE
3O Aralık 2009mutlu VE ÖZGÜR seneler sizebanada mutlu VE ÖZGÜR yaşlar..
Start Slide Show with PicLens Lite
kendini var etme savaşı
Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 28-12-2009
www.oyalamakağıdı.com 19 aralık 2009 tarihinde yayınlanmıştır..

Barbi ve lego sergisi ailede bölünmeye sebep oldu, oğlum hemen “bu Barbi’ler kızlar için, beni niye buraya getirdiniz” dedi ve beni girişte bırakarak babasıyla hemen legolar bölümüne gittiler, hayal kırıklığı yaşadım doğrusu ucundan bakabilecek bir merak duymamalarına. Bende 50 yıllık Barbi serüvenini derin derin, yavaş yavaş, bazen elbiselerini, bazen dekorlarını, bazen bir kadının dünya tarihinde elli yıllık giyim kuşam stillerini gözleyerek ve saçsız bebeklerin olduğu zamanlardaki bebeklerle şimdilerin arasındaki kültürel farkları, yaşam tarzlarını inceledim. Hatta seksenler dönemi, doksanlar ama günümüze yaklaştıkça Barbi’nin dönüşümü, elbiselerinin kabarıklığı, saçlarının pırıltısı, uzunluğu, kızların hayallerinin nasıl değiştiğini açıkça gözler önüne seriyor. Ve tabii ki benim gibi düşünüyorsanız, hayatı boyunca bir tane bile Barbi’si olmayan milyonlarca çocuğun da olduğu gerçeği, bu ikonun çok dışında yaşayan ve bu dünyalara ait olmayan insanların yaşadıkları dünya gerçekleri ile de yüzleşiyorsunuz. Sergi bende ötekileri düşünme zorunluluğu getirdi…
Orada sırtı pek, altı kuru, üstü tiril tiril çocukları hayal ettim, hayata +1 ile başlayanları, ama bunun -1 ile başlayan tarafı da var. Ama benim gördüğüm bütün bunlardan, “yoksun çocuklar için ne yaptı bu barbi acaba” diye de düşündüm. Belki kaç çocuk okuttu da geçti aklımdan, kaç anneye temiz bir gelecek için iş sağladı, kaç kadın için fark yarattı acaba. Kızların pembe dünyasını görmek gerçekten çok güzel, o ayrı ama bunları da düşünmeden edemedim ben.
Ben zaten hep böyleyimdir, neşeli kalabalıklarda bile hüzünlü bir yalnızlık bulurum kendime. Kızınız yoksa bile kadın olarak görülmesi gereken bir sergi, kim bilir sizlere ne düşündürtecek
“Uçan Adam” çocuk tiyatrosuna davetliydik, harika bir oyundu. İçerik o kadar özenerek hazırlanmış ki, başlangıçta çocuklarla oyuncuların kaynaşması, oyunun interaktif olup çocukları içine katması, ara ara oyuncuların çocukların etrafında dolaşmaları, farklı ve çok özel bir seyir zevki yaşattı.
Taner Barlas’a özel olarak teşekkür ettim, “hocam bu eser ve oyun için çok teşekkür ederiz” dedim bir anne ve bir eğitimci olarak. Yılların hocası bu kadar mı naif, bu kadar mı alçak gönüllü olur bir insan dedirtecek tutum ve davranışlar sergiledi. O kadar etkilendim ve o kadar özendim ki, bir insan bu kadar bilgili, görmüş geçirmiş ve bu kadar sahici durmayı nasıl başarıyor dedim.
Ben oğluma bu erdemleri öğretmek için, bu tutumları ona nasıl göstereceğim diye düşündüm. Hayatın öğrenilmesi gereken ”değerlerini,” ancak değerli insanları izleyerek öğrenebileceğimizi fark ettim… Biz çocuklarımıza ne kadar erdemli davranıyoruz acaba diye sordum kendime ?
<
Bazen hayatın sıradan döngüsü içinde bazı cevherli kalpler de yetişir toplulukların içinde ;kendini hissettire hissettire.
Önüne setler koysanız da ,coşkulu bir dere gibidir ”yetenek” mutlaka akacak yol bulur kendine. “2003 yılı” o dönemler İstek Vakfı Özel Beykoz konakları anaokulunda çalışıyordum. Kocaman orman içinde ihtişamlı bir konak, sadece iki sınıf, bir müdür, iki öğretmen, bir sürü stajyerler ve yardımcılarımız, şoförümüzle beraber Türk filmlerini aratmayacak, neşe dolu hatıralar biriktirdim o yıllarda… Bir tanesi; her sabah küçük bir kız hoplaya zıplaya, hayatın bütün enerjisini gözlerinde biriktirmiş gibi neşeyle bakarak gelirdi yanıma, “günaydııın” diyerek büyük bir coşkuyla. Öperdi annesi, benim müdürümdü o dönemde, çok severdim kendisini, bütün bir yıl her gün beraber değilmişiz gibi yaz tatili planımızı da beraber yapar, tatile birlikte giderdik, ailece takılmayı da severdik..Hani bazı insanlar vardır, çalışmak ta, yaşamak ta onlarla keyiflidir ….Öyle bir kadındı Nilgün hn… o günden bu güne çok şey değişti, okul çoktan kapandı, Nilgün hn. ikinci çocuğunu, ben oğlumu doğurdum. meslek tatlı anılarla, gözümde canlanan hatıralarda kaldı, ama çocuklar büyüdü…. Nilgün hn. beni hala, her ay bir kez arar, durum raporu alır, hala beni sevdiğini hissettirir, kollar…
O beni her aradığında, sanki okuldan yeni çıkmışız, bugün tatil, yarın okula gidecekmişiz de bana bir şeyi hatırlatıyormuş gibi gelir.
Harika bir kişiliği vardır ve hayatının her alanına harikalık bulaştırır herkese böyle insanlar. Ondan çok şey öğrendim, bana kariyerimde ivme atlatmıştır….. Bir kadın kolay kolay başka bir kadını göklere çıkarmaz bilirsiniz. Bana hep hissettirirdi, uygulayıcıya duyduğu saygıyı, işi yapana ve işe saygısı çok büyüktü, emeği, erdemi, ahlakı bilirdi. Öyle yaşardı, prensipleri bu değerler doğrultusunda ilmek ilmek işlerdi hayatını ve bizi… Bana hep inanan nadir insanlardan biriydi, bana çok güvenirdi ve bütün uçuk fikirlerimi desteklerdi. ”İstiyorsan yapacağına inanıyorum” bu ondan en sık duyduğum cümleydi.. Yap o zaman, istediğini yapabilirsin, sen yapacağına inanıyorsan bende sana inanıyorum derdi…
Bir gün ona artık Bige’yi okula getirin demiştim.. “Daha çok küçük, boş ver şimdi, burada sabah akşam ayaklarımıza dolanır, daha zamanı var” derdi. İki yaşındaydı, özel ve önemli günlerde, ara ara getirirdi… Bige acayip bir çocuktu… Gözleri kocaman gülümsemesi muzip… sesi kadife… bir sincap gibi hızlı konuşur, büyük kahkahalar atar ve coşkulu bakardı dünyaya… Sonra annesinin kucağında her gün gelmeye başladı okula, çalışanlarla beraber sabahın köründe, arkadaşları 9’da gelirdi, sabahları kahvaltıda “anneme söyleyin bana izin versin” derdi…
Israrla “Avrupa yakası” dizisini izleme konusunda annesine diretir ve oradaki bütün karakterlerin süper taklitlerini yapardı.
Üzülürdü bir yanda Nilgün hn., “istemiyorum izlemesini, engelliyorum, kendini parçalıyor izlemek için” diye hayıflanır, ona engel koyduğu için bir yandan eğitimci olmanın verdiği ağırlığı dengelemeye çalışırdı..
Perşembe günleri sabah kahvaltısında “Avrupa yakasıyla” ilgili kendimizi tutardık, Bige’nin yanında konuşmamaya çalışırdık bizden etkilenmesin diye, ilk zamanlar… sonra zaman geçti, Bige annesini üstün yetenekleriyle kandırmayı başardı, prodüksiyonu büyüttü, bir süre sonra onu engellememeye kara verdik bizde.. O karakterlerle içindeki enerjiyi boşaltıyordu, sabah kahvaltılarında daha okulun çocukları gelmeden baştan sona Bige’nin yorumlamalarıyla yeniden izlerdik sanki o diziyi, itiraf etmek gerekirse harika taklitler yapardı ve sadece 2,5–3 yaşındaydı, doğaçlama ile kendi uydurduğu şeyleri araya katar bizi mahvederdi.
O dönemlerde hep Nilgün hn’a, Bige büyürken mutlaka güzel sanatlara bir iki kez götürün ve sınavlara sokun derdim, çocuğun enerjisi resmen üzerinden akıyor, isteseniz de engelleyemezsiniz bu bir yerden, hayatın bir günü çıkacak, içinde bunu saklayamaz derdim, dün gibi hatırlıyorum.
O yıllarda işimizi çok seven bir ekiptik, liderimiz çok neşeli bir kadındı, ailelerimizle ilgili en küçük detayları bilir, sorar, takip ederdi… sorunlarımıza çözümleri üretir, sıkıntılarımızı giderirdi.. Okulda her sabah hepimiz, aşçısından şoförüne toplanır, kahvaltı eder, güne öyle başlardık. Okula erken gitmek için koşarak evden çıkardım. Üç yıl, üç vesait değiştirerek Avrupa yakasından karşıya geçip, Beykoz konaklarına gitmek İstanbul’da ölümcül bir durumdur. Ama bana dokunmazdı, her gün boğazı görmek benim için büyük şans gibi gelirdi, çünkü her gün başka güzeldi … işyerim harikaydı… kendimi ve yeteneklerimi sonuna kadar aşabildiğim bir ortamdı. bugün Moskova’ya gidiyoruz, gel dese Nilgün hn. gene giderim, çünkü işi değil, hayatı paylaşırsınız iş arkadaşlarınızla.
Birkaç ay önce gene Nilgün hn. beni aradı, “istediğin oldu” dedi, “Bige’yi seçmelere götürüyoruz, bir şansını denesin, içimizde kalmasın”. İlk söylediğim şey “kesin kazanacak” dedim, “ümitlenmiyoruz, onun hayal kırıklığı yaşamasını istemiyorum” dedi… ama ben biliyordum, adım gibi emindim, “Peter Pan” müzikali seçmelerini kazandı.
Ömer de, ben de evde resmen sevinçten ağladık, aylarca provaları göğüsledi, şimdi sahnede ait olduğu yerde. İçindeki coşkuya kilitler vurulmadan büyümenin verdiği özgüven ve neşeyle sahnede kızıl derili kostümüyle davul çalıyor, kocaman gözlerini görür gibiyim, içinde binlerce yıldızın ışığı, onun muzip gülüşü, bana kendi yapmak istediklerin için mücadele etmelisin mesajını veriyor. Asla pes etme der gibi, içindeki şelaleler coşkulu aksın, ait olduğun yerde tatlı “Bige”.
Nilgün hn. gibi harika liderlerin, harika çocukları olur, çünkü onlar hayata güzel enerjiler yayarlar ve bir gün o enerjiler onlara geri döner. Hayatımda değerli bir rol modeldir, insanlara verilen yetkiler onları yüceltmez, onları kişilikleri yüceltir ve kalıcı olan evrende yer bulan yaydığımız enerjidir.
Hayal hisseleri;
Neşeli köpekler,
Hayalci şato,
Muz baskısı.

Hani “Nuri Bilge Ceylan” yalnız ve güzel ülkeme demişti, ben de yalnız ve güzel ülkemin çocuklarına bol hayalli bir hafta diliyorum. İçinizdeki yeteneğin fısıltısını dinlemeniz ve duymanız, içinizden akıp gitmesi için de kendinizi var edeceğiniz ortamları yakalamanızı diliyorum güzel çocuklar.
Hayat bir bakıma kendini var etme savaşı, kendine inandığı sürece var olmaya devam eder insan. Yalnız ve güzel ülkesinde her şeye rağmen yaşayabilen ve hayal kurmaya devam eden “Hayalci Anne”.
17 Aralık 2009
Start Slide Show with PicLens Lite





















































































































Beylikdüzü'nde Anaokulu tavsiyesi.










