emitt fuarı 2010
Sayfa (hayalcianne, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 18-02-2010
EMITT 2010 Fuarının Konuk Ülkesi MISIR.dı..
küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu aşmayı hedefliyor!
Geçen yıl bir ilke imza atarak konuk ülke uygulamasını başlatan EMITT Fuarı, 2010′da Mısır’ı ağırlıyor. 2006 yılında 44 bin, 2007 yılında 50 bin, 2008 yılında da 52 bin Türk turisti misafir eden Mısır, EMITT 2010 Fuarı’na konuk ülke olarak katılarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyor.14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını bir kez daha açtı. Asya’yı içine alan her bölgenin yanı sıra dünyanın dört bir yanından binlerce firmanın katıldığı EMITT 2010 Fuarı, geçen yıl başlattığı konuk ülke uygulaması kapsamında bu kez Mısır’ı ağırlıyor.
11-14 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan EMITT Fuarı’na konuk ülke olarak katılan Mısır, bölge için son derece büyük bir önem taşıyan bu etkinlik aracılığıyla bir turizm destinasyonu olarak dikkatleri üzerine çekmeyi hedefliyordu . Fuar süresince çok sayıda tanıtım faaliyeti yürütmeyi planlayan Mısır, küresel ekonomik krizin yarattığı durgunluğu EMITT 2010 Fuarı ile aşmayı amaçlıyor du.
mutlu bir an…
Sayfa (hayalcianne, küçük şef) ekleyen hayalcianne 29-01-2010
kalbimdesin
Sayfa (hayalcianne, tuzlu neşeliler) ekleyen hayalcianne 25-01-2010
Kalbinizdeki kişiler kalbinizde olmayı hakediyorlar mı?
Insan biriktirmekle para biriktirmek arasında ki en büyük farkı Kalbiniz biliyor mu?
Sizin konuşmadığınız günlerde sizi anlayan kişilerin sayısı kaç tır ….
Kalbiyle kalbinizi anlayan birileri var mı?
hanii mesela onun ruhuyla sizin ruhunuz gökkuşağının tepesinde buluşurmu bazen?
http://decaflatte.typepad.com/withhazelnut/2010/01/ya%C4%9Fmur.html
Onların kalbinde olduğunuzu bildiğiniz kişiler
hani daha en baştan beri her yaptığınıza şaşıran kişiler…
Kendinizi en sade ,en hiç hissettiğiniz günlerde sizi çok yapan kişiler….
Hani yanıbaşınızdayken yokluğunu hiç düşünmediğiniz ; yokluğunda özlediğiniz kişiler…
Gerçekten böyle bir yoldan geçerken neden şimdi karşıma çıktı acaba diye sormak kendine.
TANRININ SANA MESAJLAR GÖNDERDİĞİNİ DÜŞÜNMEK
”ÖĞRENMEN GEREKEN KIRK KURAL VAR ”DİYEN DOSTTA TAMAM DEMEK
NEYMİŞ ONLAR DEMEEDEN?
BİLMEK …
SANA LAYIK BİR ŞEY OLDUĞUNA EMİN OLMAK…
KALBİMDESİN DEMEK İSTEDiM BUGÜN
Burda resmi olmayan AMA YİNEDE kalbimde olan herkese….
BEN OLMA YOLUMDA YÜRÜRKEN BANA KALBİYLE EMEK VERMİŞ HERKESE…
Start Slide Show with PicLens Litebence ağaçlar ve balıklar insanlar dan daha özgür
Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 30-12-2009
Bir balık yada ağaç olmayı hayal ettiniz mi hiç?
O zaman dünya da yaşamak bizim için daha özgür bir eylem olabilirmiydi acaba?
Bir ağaç dallarını canı çektiği gibi uzatır gök yüzüne..
Gövdesi seneler geçtikçe kalınlaşır.
Ruhu görmüş geçirmiş bir adam yada kadın gibi olgunlaştıkça, daha derine salar köklerini …
Bütünleşir toprakla….
Her mevsimde değişir DURMaDAN..GÜYA HEPSİ AYNIDIR AMA …
HEPSİ FARKLIDIR AĞAÇLARIN aslında…
Canları çektiği gibi dallarını çiçeklerle güzelleştirir+LER…
Rüzgarla dans eder+LER…
Güneşle flört.
Yaşam bir ağaç için bir yağmur damlasına nimet gözüyle bakmaktır.
Bir kuş yavrusuna dal olmak…
Yada …
Okyanusta yüzen bir kara balık olmak istermiydiniz sizde ?
BEN İSTERDİM

Özgürlüğün tanımlarını okudukça kendi özgürlüğünü sorguluyor insan…
Renouvier’ye göre:
”insanların doğru veya yanlış olarak kendilerinde bulunduğuna inandıkları eylem gücü olan ”özgür irade” şöyledir:
“insanlar, sanki bilinçlerinin hareketleri ve bu hareketlere bağımlı olan eylemleri kendilerinde bulunan bir şeyin etkisi altında değişebilirmiş gibi ve sanki eylemden önce gelen o son anda kendilerini belirleyen hiçbir şey yokmuş gibi düşünme eğilimindedirler.”
Bu özgürlük kavramını kabul edebilir miyiz? Özgür irade bir gerçek mi yoksa efsane mi?
”….Şüphesiz bu şekilde tanımlanan bir özgürlüğün varlığını kanıtlamak imkansızdır. Çünkü bir önermeyi kanıtlamak, onun zorunluluğunu ortaya koymak, onun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını göstermektir . Oysa özgürlük, eğer bir şeyi yapmama gücü, öngörülemeyen eylemlerde bulunma gücü ise, olumsallığı, yani zorunluluğun yokluğunu gerektirir. Alain bu konuyla ilgili olarak, “Herhangi bir özgürlük kanıtı, özgürlüğü yok eder” demiştir.
Özgürlüğü kanıtlamak mümkün değilse de belki onu yaşamak mümkündür. Tek kelimeyle özgür irade, kanıtlanamaz, ama yaşanabilir. Özgür iradenin varlığını savunan tüm filozoflar, psikolojik veya ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden hareket ederler. ‘
‘… bu satırları okuduğum yer ‘internet filazofunun mekanı http://dusundurensozler.blogspot.com/
Ama ortalarda pek tasvir bulamayız, teori de herkes süper dir ama uygulamada elimiz de ne vardır ve ne kalır geri..?

Özgür olmak istiyorsak ne yapmalıyız?
Ben her zaman uygulamaya bakarım. Uygulayamadığımız teorileri ne yaparız?
Doktorlar ,öğretmenler,avukatlar,askerler,pilotlar,şöförler,anneler,mühendisler,yazarlar,aşçılar… teoriyle uygulama arasında sıkışıp kalırlar hayatın içinde.

Ama bence hayat tamamen uygulanan yaşanmışlığı kapsar .Teoriler matematikçiler ve fizikçiler için değilse bizim için mi acaba ?
Ama o zaman hayatla çelişmez di sonuçlar?
Yabancı filozoflar neden pratik değil de teoriktirler acaba?
PRATİK ÖZGÜRLÜK iLE
TEORİK ÖZGÜRLÜK ve
FELSEFİĞİ ÖZGÜRLÜK ARASINDA Kİ FARKLARI KİM BİLİYOR onlardan başka ?
BELKİ ÖZGÜR OLMAYI UNUTtukları için HİÇ KİMSE BU TANIMLARLA İLGİLENMİYOR dur aslında …
İLGİLENSE NE OLUR SAN Kİ, HAYATA KATABİLECEK BİR YOL BULABİLİR Mİ? +Kİ!
Bunun kısacık küçücük bir formülünü anlatamazlar ÇÜNKÜ …
Mesela Mevlana gibi ,Yunus gibi kendi toprağımızın ALİMLERİ olanlar aslında ne kadar yalınlar; hayata karşı hiç TEORİK değiller…. dikkat ettiniz mi?
NASIL KISA ÇÜMLELER DE BÜYÜK ANLAMLAR GİZLEMİŞLER…’’su gibi ol deyip bu güne kadar akmışlar … lafı ve manasını hiç uzatmamışlar…
Bu dönem de ! VE GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE ! ASLINDA HALA BÖYLE İNSANLAR VAR !
Ve topraklarımız da yeni değerler yetişmeye devam ediyor .
Alimler kadar Alim olamasalar da en azından tamamen teorik değiller .Özgüerlüğü paket yapıp süs bitkisi gibi kenara koymayan kelimelerle ,tamamen yaşama indirgeyerek kullanabiliyorlar..

Hemde kendini VE YETENEĞİNİ yeterince özgür hissedememiş fakat”özgür çocuk ”yetiştirmek isteyenlere hayat ormanında harika kısa patika yollar göstererek …

yazının bundan sonraki bölümü
OYALAMAKAĞIDI.COM DA 25 ARALIK 2009 da yayınlandı
”Özgür bir çocuk yetiştirmek istiyorum? Bunun bir formül var mı? ”diye sormuşlar Şule ve Yankı Yazgan’a.
Onlarda cevap vermişler:
”Evet var ”…
Ben 2008 Nisan ayında edinmişim bu kitabı. İlk sayfasına her zaman not ederim aldığım tarihi.
Çocuğunuz Sizden Ne bekliyor kitabın adı. Tam 316 sayfa
Yıllardır ailelerin büyük ümitlerle merak ettikleri bütün konularla ilgili en sık sorulan soruları derleyerek içten ve işlevsel yanıtlardan oluşturmuşlar içeriği. Ara ara merak ettikçe karıştırılan, karıştırdıkça başka yanıtları bulma isteği yaratan bir kitap insanda.
Ve gelelim sorunun yanıtına152.sayfada Özgür çocuk yetiştirme formülü mevcut
(her zamanki gibi ailelerden aileye çocuktan çocuğa bireysel farklılıkları göz önünde bulundurmalıyız ama” özgürlük için önce ihtiyaçların karşılanması gerekir” diyor uzmanlarımız)
BURDA ÇOCUKLAR EN ÇOK NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR SORUSU BELİRİYOR?
Cevap: 3s, 3ö
EVET, BÖYLE YAZIYOR AYNEN
Bu bir simge sadece,
Ama çocuklar en çok neye ihtiyaç duyarlara çok iyi bir cevap
Bende ilk okuduğumda bir kez daha okuma ihtiyacı hissetmiştim…
s1:sevgi
s2:sınır
s3:sorumluluk
ö1:övgü
ö2:öpücük
ö3:özen
Her maddeyi güzelce örneklerle açıklamışlar.
”Ne kadar da özgürlük başıboşluk, sınırsızlık, sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da…
Kendi sınırlarını bilmeden başkalarına karşı sorumluluk taşımadan” Özgür ”olunamaz özgürlük yukarıdakilerin doğal sonucudur ”diyor kitabın uzman yazarları.

Doğaya
Hayvanlara
İnsanlara
ÇocuklarımızA ve kendimize öncelikle 3s’yi yaparak yaşayarak rol model olduğumuz gerçeği ile yüzleşerek
3ö ..LERİDE İHMAL ETMEMEK GEREKİYOR
3S ile 3Ö’yü ara ara tekrar tekrar içselleştiren HAYALCİANNE
3O Aralık 2009mutlu VE ÖZGÜR seneler sizebanada mutlu VE ÖZGÜR yaşlar..
Start Slide Show with PicLens Lite
kendini var etme savaşı
Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 28-12-2009
www.oyalamakağıdı.com 19 aralık 2009 tarihinde yayınlanmıştır..

Barbi ve lego sergisi ailede bölünmeye sebep oldu, oğlum hemen “bu Barbi’ler kızlar için, beni niye buraya getirdiniz” dedi ve beni girişte bırakarak babasıyla hemen legolar bölümüne gittiler, hayal kırıklığı yaşadım doğrusu ucundan bakabilecek bir merak duymamalarına. Bende 50 yıllık Barbi serüvenini derin derin, yavaş yavaş, bazen elbiselerini, bazen dekorlarını, bazen bir kadının dünya tarihinde elli yıllık giyim kuşam stillerini gözleyerek ve saçsız bebeklerin olduğu zamanlardaki bebeklerle şimdilerin arasındaki kültürel farkları, yaşam tarzlarını inceledim. Hatta seksenler dönemi, doksanlar ama günümüze yaklaştıkça Barbi’nin dönüşümü, elbiselerinin kabarıklığı, saçlarının pırıltısı, uzunluğu, kızların hayallerinin nasıl değiştiğini açıkça gözler önüne seriyor. Ve tabii ki benim gibi düşünüyorsanız, hayatı boyunca bir tane bile Barbi’si olmayan milyonlarca çocuğun da olduğu gerçeği, bu ikonun çok dışında yaşayan ve bu dünyalara ait olmayan insanların yaşadıkları dünya gerçekleri ile de yüzleşiyorsunuz. Sergi bende ötekileri düşünme zorunluluğu getirdi…
Orada sırtı pek, altı kuru, üstü tiril tiril çocukları hayal ettim, hayata +1 ile başlayanları, ama bunun -1 ile başlayan tarafı da var. Ama benim gördüğüm bütün bunlardan, “yoksun çocuklar için ne yaptı bu barbi acaba” diye de düşündüm. Belki kaç çocuk okuttu da geçti aklımdan, kaç anneye temiz bir gelecek için iş sağladı, kaç kadın için fark yarattı acaba. Kızların pembe dünyasını görmek gerçekten çok güzel, o ayrı ama bunları da düşünmeden edemedim ben.
Ben zaten hep böyleyimdir, neşeli kalabalıklarda bile hüzünlü bir yalnızlık bulurum kendime. Kızınız yoksa bile kadın olarak görülmesi gereken bir sergi, kim bilir sizlere ne düşündürtecek
“Uçan Adam” çocuk tiyatrosuna davetliydik, harika bir oyundu. İçerik o kadar özenerek hazırlanmış ki, başlangıçta çocuklarla oyuncuların kaynaşması, oyunun interaktif olup çocukları içine katması, ara ara oyuncuların çocukların etrafında dolaşmaları, farklı ve çok özel bir seyir zevki yaşattı.
Taner Barlas’a özel olarak teşekkür ettim, “hocam bu eser ve oyun için çok teşekkür ederiz” dedim bir anne ve bir eğitimci olarak. Yılların hocası bu kadar mı naif, bu kadar mı alçak gönüllü olur bir insan dedirtecek tutum ve davranışlar sergiledi. O kadar etkilendim ve o kadar özendim ki, bir insan bu kadar bilgili, görmüş geçirmiş ve bu kadar sahici durmayı nasıl başarıyor dedim.
Ben oğluma bu erdemleri öğretmek için, bu tutumları ona nasıl göstereceğim diye düşündüm. Hayatın öğrenilmesi gereken ”değerlerini,” ancak değerli insanları izleyerek öğrenebileceğimizi fark ettim… Biz çocuklarımıza ne kadar erdemli davranıyoruz acaba diye sordum kendime ?
<
Bazen hayatın sıradan döngüsü içinde bazı cevherli kalpler de yetişir toplulukların içinde ;kendini hissettire hissettire.
Önüne setler koysanız da ,coşkulu bir dere gibidir ”yetenek” mutlaka akacak yol bulur kendine. “2003 yılı” o dönemler İstek Vakfı Özel Beykoz konakları anaokulunda çalışıyordum. Kocaman orman içinde ihtişamlı bir konak, sadece iki sınıf, bir müdür, iki öğretmen, bir sürü stajyerler ve yardımcılarımız, şoförümüzle beraber Türk filmlerini aratmayacak, neşe dolu hatıralar biriktirdim o yıllarda… Bir tanesi; her sabah küçük bir kız hoplaya zıplaya, hayatın bütün enerjisini gözlerinde biriktirmiş gibi neşeyle bakarak gelirdi yanıma, “günaydııın” diyerek büyük bir coşkuyla. Öperdi annesi, benim müdürümdü o dönemde, çok severdim kendisini, bütün bir yıl her gün beraber değilmişiz gibi yaz tatili planımızı da beraber yapar, tatile birlikte giderdik, ailece takılmayı da severdik..Hani bazı insanlar vardır, çalışmak ta, yaşamak ta onlarla keyiflidir ….Öyle bir kadındı Nilgün hn… o günden bu güne çok şey değişti, okul çoktan kapandı, Nilgün hn. ikinci çocuğunu, ben oğlumu doğurdum. meslek tatlı anılarla, gözümde canlanan hatıralarda kaldı, ama çocuklar büyüdü…. Nilgün hn. beni hala, her ay bir kez arar, durum raporu alır, hala beni sevdiğini hissettirir, kollar…
O beni her aradığında, sanki okuldan yeni çıkmışız, bugün tatil, yarın okula gidecekmişiz de bana bir şeyi hatırlatıyormuş gibi gelir.
Harika bir kişiliği vardır ve hayatının her alanına harikalık bulaştırır herkese böyle insanlar. Ondan çok şey öğrendim, bana kariyerimde ivme atlatmıştır….. Bir kadın kolay kolay başka bir kadını göklere çıkarmaz bilirsiniz. Bana hep hissettirirdi, uygulayıcıya duyduğu saygıyı, işi yapana ve işe saygısı çok büyüktü, emeği, erdemi, ahlakı bilirdi. Öyle yaşardı, prensipleri bu değerler doğrultusunda ilmek ilmek işlerdi hayatını ve bizi… Bana hep inanan nadir insanlardan biriydi, bana çok güvenirdi ve bütün uçuk fikirlerimi desteklerdi. ”İstiyorsan yapacağına inanıyorum” bu ondan en sık duyduğum cümleydi.. Yap o zaman, istediğini yapabilirsin, sen yapacağına inanıyorsan bende sana inanıyorum derdi…
Bir gün ona artık Bige’yi okula getirin demiştim.. “Daha çok küçük, boş ver şimdi, burada sabah akşam ayaklarımıza dolanır, daha zamanı var” derdi. İki yaşındaydı, özel ve önemli günlerde, ara ara getirirdi… Bige acayip bir çocuktu… Gözleri kocaman gülümsemesi muzip… sesi kadife… bir sincap gibi hızlı konuşur, büyük kahkahalar atar ve coşkulu bakardı dünyaya… Sonra annesinin kucağında her gün gelmeye başladı okula, çalışanlarla beraber sabahın köründe, arkadaşları 9’da gelirdi, sabahları kahvaltıda “anneme söyleyin bana izin versin” derdi…
Israrla “Avrupa yakası” dizisini izleme konusunda annesine diretir ve oradaki bütün karakterlerin süper taklitlerini yapardı.
Üzülürdü bir yanda Nilgün hn., “istemiyorum izlemesini, engelliyorum, kendini parçalıyor izlemek için” diye hayıflanır, ona engel koyduğu için bir yandan eğitimci olmanın verdiği ağırlığı dengelemeye çalışırdı..
Perşembe günleri sabah kahvaltısında “Avrupa yakasıyla” ilgili kendimizi tutardık, Bige’nin yanında konuşmamaya çalışırdık bizden etkilenmesin diye, ilk zamanlar… sonra zaman geçti, Bige annesini üstün yetenekleriyle kandırmayı başardı, prodüksiyonu büyüttü, bir süre sonra onu engellememeye kara verdik bizde.. O karakterlerle içindeki enerjiyi boşaltıyordu, sabah kahvaltılarında daha okulun çocukları gelmeden baştan sona Bige’nin yorumlamalarıyla yeniden izlerdik sanki o diziyi, itiraf etmek gerekirse harika taklitler yapardı ve sadece 2,5–3 yaşındaydı, doğaçlama ile kendi uydurduğu şeyleri araya katar bizi mahvederdi.
O dönemlerde hep Nilgün hn’a, Bige büyürken mutlaka güzel sanatlara bir iki kez götürün ve sınavlara sokun derdim, çocuğun enerjisi resmen üzerinden akıyor, isteseniz de engelleyemezsiniz bu bir yerden, hayatın bir günü çıkacak, içinde bunu saklayamaz derdim, dün gibi hatırlıyorum.
O yıllarda işimizi çok seven bir ekiptik, liderimiz çok neşeli bir kadındı, ailelerimizle ilgili en küçük detayları bilir, sorar, takip ederdi… sorunlarımıza çözümleri üretir, sıkıntılarımızı giderirdi.. Okulda her sabah hepimiz, aşçısından şoförüne toplanır, kahvaltı eder, güne öyle başlardık. Okula erken gitmek için koşarak evden çıkardım. Üç yıl, üç vesait değiştirerek Avrupa yakasından karşıya geçip, Beykoz konaklarına gitmek İstanbul’da ölümcül bir durumdur. Ama bana dokunmazdı, her gün boğazı görmek benim için büyük şans gibi gelirdi, çünkü her gün başka güzeldi … işyerim harikaydı… kendimi ve yeteneklerimi sonuna kadar aşabildiğim bir ortamdı. bugün Moskova’ya gidiyoruz, gel dese Nilgün hn. gene giderim, çünkü işi değil, hayatı paylaşırsınız iş arkadaşlarınızla.
Birkaç ay önce gene Nilgün hn. beni aradı, “istediğin oldu” dedi, “Bige’yi seçmelere götürüyoruz, bir şansını denesin, içimizde kalmasın”. İlk söylediğim şey “kesin kazanacak” dedim, “ümitlenmiyoruz, onun hayal kırıklığı yaşamasını istemiyorum” dedi… ama ben biliyordum, adım gibi emindim, “Peter Pan” müzikali seçmelerini kazandı.
Ömer de, ben de evde resmen sevinçten ağladık, aylarca provaları göğüsledi, şimdi sahnede ait olduğu yerde. İçindeki coşkuya kilitler vurulmadan büyümenin verdiği özgüven ve neşeyle sahnede kızıl derili kostümüyle davul çalıyor, kocaman gözlerini görür gibiyim, içinde binlerce yıldızın ışığı, onun muzip gülüşü, bana kendi yapmak istediklerin için mücadele etmelisin mesajını veriyor. Asla pes etme der gibi, içindeki şelaleler coşkulu aksın, ait olduğun yerde tatlı “Bige”.
Nilgün hn. gibi harika liderlerin, harika çocukları olur, çünkü onlar hayata güzel enerjiler yayarlar ve bir gün o enerjiler onlara geri döner. Hayatımda değerli bir rol modeldir, insanlara verilen yetkiler onları yüceltmez, onları kişilikleri yüceltir ve kalıcı olan evrende yer bulan yaydığımız enerjidir.
Hayal hisseleri;
Neşeli köpekler,
Hayalci şato,
Muz baskısı.

Hani “Nuri Bilge Ceylan” yalnız ve güzel ülkeme demişti, ben de yalnız ve güzel ülkemin çocuklarına bol hayalli bir hafta diliyorum. İçinizdeki yeteneğin fısıltısını dinlemeniz ve duymanız, içinizden akıp gitmesi için de kendinizi var edeceğiniz ortamları yakalamanızı diliyorum güzel çocuklar.
Hayat bir bakıma kendini var etme savaşı, kendine inandığı sürece var olmaya devam eder insan. Yalnız ve güzel ülkesinde her şeye rağmen yaşayabilen ve hayal kurmaya devam eden “Hayalci Anne”.
17 Aralık 2009
Start Slide Show with PicLens Liteortaya karışık neşeli ,hüzünlü birşeyler…
Sayfa (neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 19-12-2009
yeni yazım bir tık ötede
http://www.oyalamakagidi.com/aynur-bicer/kendini-var-etme-savasi
Ama önce” Hamur Hanım buraya, eller havaya ”yapıyoruz..
Uçan Adam tiyatrosu’na davetliydik.. Uçan Adam’a değil ama Hamur Usta’ya hayran kaldık …. Nedense ben buna hiç şaşırmadım…
http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com/ bize eşlik etti..

Bazen gönül istiyor işte… o kadar uzakta değilmişsiniz gibi..bazen çıkıp kapınızı çalacakmışız ”geçmiş olsun Derİİİİin ”diyebilecekmişiz gibii yaşamayı..
http://decaflatte.typepad.com/withhazelnut/2-%C5%9Feker/ama…
KALBİMİZDESİNİZ
Austin’de Aybike
Ankara’da Kuzen
sanmayın ki siz başka yerdesiniz ..
HEPİNİZE SİZİ SEVİYORUZ DEMEK İSTEDİK KISACA..
Start Slide Show with PicLens LiteGıda Güvenliği Fuarı
Sayfa (tarla bülteni) ekleyen hayalcianne 16-12-2009
Bu sabah bu yazıyı okudum
http://www.oyalamakagidi.com/forum/ne-yedigim-onemlidir-diyen-mutlaka-okusun–t1474.html-
Tamda bu konuyla ilgili sağlıklı bilgileri nasıl öğreneceğiz ki diyordum …
sonra fuarla ilgili bilgiler geldi

Sektörün Önde Gelen Firmaları
İstanbul Gıda-Tek 2009, 5. Gıda Teknolojileri ve Gıda Güvenliği Fuarı’nda TÜYAP’ta buluşmaya hazırlanıyor.
……………..
Ziyaretçi profilini; Gıda ve İçecek İmalat Sanayi, İthalat ve İhracatçılar, Catering Firmaları, Turizm Tesisleri, Restoran ve Kafeler, Fırın ve Pastaneler, Askeri Kurumlar, Kamu Kuruluşları, Gıda Mühendisleri ve Eğitim Kurumlarının oluşturduğu İstanbul Gıda-Tek 2009 Fuarı’nda; İşleme, Otomasyon ve Kontrol Teknolojileri, Soğutma ve Havalandırma Teknolojileri, Dolum ve Paketleme Teknolojileri, Muhafaza, Lojistik Teknolojileri, Gıda Güvenliği, Kalite Kontrol Teknolojileri ve Hizmetleri, Hijyen Teknolojileri ve Hizmetleri, Gıda Katkı ve Yardımcı Maddeler, Çevre Teknolojileri ve Biyoteknoloji, Hizmet ve Servis Grupları yer alacaktır.
Fuarla ilgili ayrıntılı bilgiye www.istanbulgidatek.com adresinden ulaşabilirsiniz.
TÜYAP TÜM FUARCILIK YAPIM A.Ş.
| Tomris ÜRGENÇ | (Proje Tanıtım Sorumlusu) |
| Telefon: | 90-212 867 11 00 -Dah:1225 |
”hey kuş dedeme selam söyle”
Sayfa (tuzlu neşeliler) ekleyen hayalcianne 19-11-2009
Ben küçükken dedem beni kuşum diye severdi…O zamanlar ben dedemlerle yaşardım, annemleri hafta sonu görürdüm .O kadar özgür bir çocukluk geçirdim ki sanırım bütün hayal tohumlarım o zaman ekildi.
Güzel büyük bir evleri vardı ve her yer ağaç doluydu .Meyve ağaçlarıyla çeşit çeşit erik, elma kiraz,dut,ayva ben meyvayı hep ağaçtan yerdim .Ellerim yapış yapış olur hiç yıkamaz üzerime silerdim.Evin arkasında ayva ağacı vardı hiç unutmam çok yüksek değildi ama çok eski bir ağaçtı ilginç bir gövdesi vardı .Öyle ki ben üstünde yaşamaya karar vermiştim bir gün .Ve sonra her öğledenen sonra ayva ağacına çıkar,oraya taşıdığım düşen oyuncaklarımı yeniden itina ile yerlerine ,yani dallarına takar biraz oturur, biraz hayal kurardım. Ordan komşu evin ön kısmı çok güzel görünürdü ara ara biraz onları izlerdim . Babaannemin verdiği meyveyi bitirir , bazen kurabiye bazen başka birşey ama mutlaka o ağacın tepesinde birşeyler yerdim .Dedem sık sık ziyaretime gelir” kuşum benim bugün havalar nasıl senin orda” derdii…
Bir kere bile ”çıkma o ağaca ,düşersin bir yerin acır ”demezdi ;hiç hatırlamıyorum.Hep onaylayıcı ve daha da destekleyiciydi . Babaannemin eski yolluklarını ağacın üzerine katlar bana oturmak için yer yapardı .”böyle daha rahat oturursun” derdii.Bazen oda ağacımın gövdesine yaslanarak oturur ,kasketini yüzüne indirir ,ellerini karnında kavuşturur şekerleme yapardı.
O bana ”kuşum” dedikçe ben bazen kuş olduğumu hayal ederdim ,istesem sanki istediğim her yere uçarak gidebilirmişim gibi hissederdim . Komşunun evini görebilmek bile kuş olmaya yaklaştığım bir adım gibi gelirdi.Ağaçtan hiç normal bir biçimde inmezdim .Ellerimi kollarımı kanat yapar öyle atlardım aşağıya .Genelde toprağı öperek yığılırdım, hiç acımadı derdim :!!!) o düşmelerde canım bazen acısa da hiç önemsemezdim …
Çünkü ben dedemin kuşuydum nasıl olsa bir gün uçmayı öğrenecektim.
Bir gün YILLAR SONRA BAŞKA BİR ÜLKEDE BAŞKA TOPRAKLARDA YAŞAMAYA BAŞLADIK O AĞAÇLI EVDEN ÇOOK UZAKLARDAYDIK ÖYLESİNE BİR GÜNDE ”deden kuş oldu cennete uçtu ”dediler.
Ben bir süre cennete sadece kuşlar gidebilir diye hayal ettim sonra büyümeye başladım hiç ağaca çıkmadan geçti yıllar .
Ne zaman kuş görsem dedeme selam söylerim.Kuşlar cennetin kapısına kadar gider dedeme selamımı söylerler diye hayal ederim .
Belki 30 yaşımdayım ama hala buna inanırım .Bazen inanmak istediğim şeye inanma özgürlüğümü sonuna kadar kullanırım .
Geçen gün ayva ağacımın dallarını yapmaya çalıştım TAVUK PARÇALARINDAN sonra da dedemi misafir ettim ağacımda; bak dedim artık bende anne oldum, benimde bir kuşum var sen ,nasılsın ?Cennet dedikleri kadar güzelmiii ?Babaannem yanın da mı ? Onuda getir, onuda çok özledim.
Başka bir gün bir araya geldik ;
Ben, dedem, babaannem ,KÜÇÜK ŞEF ,öMER
Bakın dedim bu Ömer beni sizin
KADAR SEVEN BİR ADAM BULDUM
BANA VE HAYALLERİME sizin kadar İNANAN BİRİ
benim için endişelenmeyin
başarmak istediklerim için çok çaba gösteriyorum ama onun dışında çok mutluyum inanın ki
Start Slide Show with PicLens Litekuşlar ,ağaçlar ,dalgalar bana en sevdiğim şeyleri anlatırlar
Sayfa (tuzlu neşeliler) ekleyen hayalcianne 19-11-2009

”özgür olmayı ”
düşüncelerim de
hayallerim de
yaşamım da
sevgilerim de
yalnızlığım da


tarif:
her hangi bir tuzlu çubuk reçetesi ile aynı uygulamalar geçekleşir
Start Slide Show with PicLens Lite
























Beylikdüzü'nde Anaokulu tavsiyesi.







