kendine güvenen çocuk yetiştirmek

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 19-03-2010

P1780667+987

 

ÖZGÜVEN NEDİR?

Özgüven; kendimizi iyi hissetmemiz demektir

Kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz in sonucu . Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.

Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu Bildiğimiz halde, daha önce hiç yapmadığımız bir isle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, inisiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz.

Buna karşın, aşırı bir güven duygusu içinde davrandığımızda; sınırlarımız olduğunu kabul etmek istemeyiz, yeteneklerimiz hakkında gerçekçi olmayan düşüncelere kapılırız. Üzerimize aşırı iş yükü alırız, iyi iş yapamayız her zaman böylece. En iyiyi bizim bildiğimizi düşünürüz, önerileri göz ardı ederiz, bize yardım etmek isteyenleri de genellikle reddederiz.

Olması gereken düzeyde bir özgüvene sahip bulunduğumuzda ise; en iyisi için çaba göstereceğimizi ve kabul edilebilir bir sonuç ortaya koyacağımızı BiLerek işleri ele alırız. Bir işi yapamadığımızda Mazeret üretmek yerine yeniden denemeye başlarız. Ya da yapamadığımız bir işin dünyanın sonu anlamına gelmediğini biliriz.

  Bir çok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz.

Çocuğun Kendisini Değerli Hissetmesinde Rol Oynayan Etkenler
Bireylerin kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri daha ilk yaşlardan, hayatlarındaki önemli insanlar (anne-baba, öğretmen ve diğer büyükleri, ilerleyen yaşlarda arkadaşları) tarafından nasıl değerlendirildiklerine bağlıdır.

Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve Sorumluluklar verilen, iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptıklarında hataya yer verilen ve olduğu gibi kabul edilen çocuğun kendine özgüveni olur.

Buna karşılık sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değerli hissetmez ve özgüveni olmaz. Kendisini değerli görmeyen (özgüveni olmayan) çocuk yaşadığı aile, çevre, okul ve toplum içinde problemlere sebep olur.

Özgüven sadece okul yaşamında değil, kişisel ve Sosyal Yaşamda da önemlidir. Araştırmacılar, birbirlerini tamamlayan iki çeşit özgüvenden bahsetmektedirler. Bunlardan birincisi iç, diğeri dış özgüvendir. İç Özgüven, kendimizden memnun ve kendimizle barışık olduğumuza dair inancımız ve bu konuda hissettiklerimizdir. Dış Özgüven ise dışarıya kendimizden emin olduğumuz şeklinde Verdiğimiz görüntü ve davranışlardır.

İÇ ÖZGÜVEN
• Kendilerini severler
• Kendilerini tanırlar
• Kendilerine açık hedefler koyarlar
• Pozitif düşünürler

A-KENDİNİ SEVME
Kendini seven çocuklar hem duygusal hem fiziksel gereksinimlerine değer verirler. İstedikleri şeyleri elde etme konusunda suçluluk duymazlar. İhtiyaçlarının karşılanmasını hakları olarak görürler. Övgü almayı ve ödüllendirilmeyi açık açık talep ederler. Başkalarının kendileri ile ilgilenmesinden ve kendileri için bir şeyler yapmasından çok hoşlanırlar. İyi nitelikleriyle gururlanır ve bu niteliklerinden daima yararlanırlar. Başkalarını, mutluluklarını ve yaşamlarını sabote edecek şeylerden kaçınırlar.

B-KENDİNİ TANIMA
Kendini tanıyan çocuklar güçlü ve zayıf yönlerinin farkındadırlar. Hiçbir zaman Kalabalığın içinde kaybolmazlar. Kendi değerlerini bilirler. Kendilerine uygun arkadaşlar bulurlar. Başkalarının görüşlerine açıktırlar ve eleştirildiklerinde hemen savunmaya geçmezler. Eksik yönlerini geliştirme ve değiştirme özellikleri vardır. Yapıcı olacağına inanırlarsa yardım almaya açıktırlar.

C-KENDİNE AÇIK HEDEFLER KOYMA
Kendilerine başarabilecekleri hedefler belirlerler. Bunları başarmak içinde başkalarına bağımlı olmazlar. Yeterince motive oldukları için başkalarına kıyasla hedefleri gerçekleştirmede daha istekli ve enerjiktirler. Tutarlı davranırlar, çünkü hedef belirlerken en ayrıntılı noktaları önceden tahmin edebilirler. Özeleştiriyi öğrenmişlerdir. Kendi ilerlemelerini kontrol edebilirler. Kolay karar verebilirler.

D-POZİTİF Düşünme
Pozitif düşünen çocukların iyi Deneyimler yaşama ve bunlardan iyi sonuçlar elde etme konusunda umutları vardır. İnsanlar hakkındaki düşünceleri genellikle olumludur. Her sorunun bir çözümü olacağına inanırlar. Geleceğin Geçmişten daima iyi olacağına inanırlar. Yaşamlarındaki değişikliklere çabuk uyum sağlarlar. Değişikliklerin insanı ilerletip geliştireceğine inanırlar.

DIŞ ÖZGÜVEN
• İletişim
• Kendini İfade edebilme
• Duygularını Kontrol edebilme

A-İLETİŞİM
Iletişim konusunda beceriler kazanmış olan bir çocuk başkalarını anlayışla, sakin ve dikkatle dinleyebilir. Yüzeysel konulardan, daha derin sohbetlere ne zaman, nasıl geçeceklerini bilirler. Başkalarının Sözsüz ifadelerinden ve beden Dilinden anlarlar. Utanıp sıkılmadan toplum önünde konuşurlar.

B-KENDİNİ İYİ iFADE edebilme
Kendini iyi ifade edebilen çocuklar, dolaysız yoldan ve açıkça gereksinimlerini söylerler. Kendilerinin ve başkalarının haklarını korurlar. Teşvik etmeyi bilirler ve karşısındakinin de kendisini teşvik etmesini isterler. Övgü kabul ederler, başkasını övebilirler. Gerektiğinde etkin bir şekilde şikayet ve mücadele edebilirler.

C-DUYGULARINI KONTROL edebilme
Duyguları ile başa çıkabilen çocuklar duygularının esiri olmazlar. Beklenmedik davranışlar göstermezler. Korkuları ve endişeleri ile başa çıkabildikleri için riskleri göze alabilirler. Mutsuzluklarının kendilerini sürekli engellemesine izin vermedikleri için sıkıntılı dönemlerini kısa sürede atlatabilirler. Anlaşmazlık olduğunda kendilerini iyi savunurlar. Kıskançlık, öfke gibi doğal olan duyguları yaşadıklarında suçluluğa kapılmazlar. İlişkilerinde neşe, sevgi ve mutluluk ararlar.

Çocukların ÖZGÜVENLERİNİ saglamak İÇİN Yapılacak ŞEYLER

1 – Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.
Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadıgını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.

2 – Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin.
Unutmayın kendine Özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, Kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni ya da düşük demektir yok.

3 – Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun.
Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları Yanları ile gurur duyabilmelidirler.

4 – Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun.
Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların Araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine Özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.

5 – Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin.
Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. Ilgilendiği şeylerle ilgili Okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. Çocuklara eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerin. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarsanız, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.

6 – Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun.
Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli ya da başarısızlıklarını, hayal başarı olurlar. “Söylediğin kadar da kötü değilmiş” ya da “Geçer canım merak etme” şeklinde cevap verme yerine, onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.

7 – Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın.
Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda bunu şiddet olarak değerlendirecektir. Kendisi de kızdığında bağırmanın fiziksel veya Sözel şiddet uygulamanın normal olduğu düşünecek kendi ilişkilerinde de bu yolu tercih edecektir.

8 – Beklentileriniz çoğunuzun seviyesinde olsun, onu aşacak beklentilerden kaçının.
Her çocuğun farklı yapabilme kapasitesi ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun bir şeyi yapamayacağını bildiginiz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabilecekleri hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın.

9 – Çocuklarınıza Sorumluluklar verin.
Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler.

10 – Sadece çok özel ya da verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin onu şeyine değer değil başarılarına yetenek.
Küçük bile olsa yaptığı güzel birşey ya da davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. Ama anne Babanin en önemli etkileme aracının, çocuklarıyla olan ilişkisi olduğunu her zaman hatırlayın. Çocuğunuza değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve Özgüven sorunları doğurur. Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın. Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevdiğinizi belli edin.

11 – Ne yaparlarsa Yapsınlar onlara sevgi ile emniyette olduklarını hissettirin.
Çocuklarınızı disipline edin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disipline etmeniz katı kurallarla katı Cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar Adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın.

12 – Birlikte vakit geçirin.
Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin.

13 – Onların özgüvenlerini Sağlayacak sözlerde bulunun.
“Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim” ya da “Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim” gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin.

14 – Çocuğunuzla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karakterini eleştirmeden tartışın.
Çocuklar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarf ederler. Onun karakterine değil, yaptığı şeye hitap ederek konuşun. Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki Çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. “Sen kötü bir çocuksun!” ya da “Yapma!” yerine, “Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin” diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.

Benlik SAYGISINI AZALTACAK BİR DİL
Aşağıdaki Sözcükleri belki çok masumca kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden Sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur.

• Etiketlemek
Ne kadar inatçısın
Ah şimdiki nesil

• Amatör psikologlar
Bence senin sorunun
Bu sana göre bir iş değil
Sen yapamazsın

• Mesafe koymak
Seni dinlemiyorum

• karşılaştırmak
Ablan hiç böyle davranmazdı
Benim zamanımda

• Abartma
Sen her zaman zaten
Bütün söylediklerim bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyor

• Yaşla alay etmek
Bebek gibisin
Büyüdüğünü zannediyorsun ama

• büyüklük taslamak
Senin yaşında birisi için oldukça iyi
Ilk deneme için hiç fena değil

• Alaycı Konuşmak
Şimdi buna çalışma mı diyorsun

• suçluluk Duygusu Aşılamak
Senin yüzünden başım ağrıdı
Ablan elinden geleni yaptı ya sen?

• Kehanette bulunmak
Böyle gidersen …
Bunu hiçbir zaman başaramayacaksın

Benlik SAYGISINI KAZANDIRACAK BİR DİL
Işte size Çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Sesiniz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız Eğer aynı zamanda, ona sarılıyorsanız, gözleriniz Pırıl pırılsa söylediklerinizin etkisi çok daha etkili olacaktır.

• Olumlu duyguları paylaşmak
Seninle kitap okumak çok hoşuma gidiyor,
Seninle beraberken çok mutluyum.

• Takdir ettiğinizi belirtme
…… için kutlarım.
Ne kadar yaratıcısın. Şu çalışmana bir bak!
Ne kadar iyi bir dostsun.

• çaba ve başarılarının takdir edilmesi
Bütün zorluklara rağmen kaydettiğin ilerlemeye bakar mısın?
Kendinle övünebilirsin çünkü …. konusunda çok çaba gösterdin.

• Onu koşulsuz kabul ettiğinizi gösterme
Bu hatayi yapman normal, şimdi nasıl düzelteceğimize bakalım.
Her zaman kusursuz olamazsın ki!

• Güven duyduğunuzu belirtme
Eminim elinden geleni yapacaksın.
Bu konuda senin Fikrin benim için çok önemli.
Bu konuda bana yardım edebilir misin?

KAYNAKLAR
Gael lindenfield, kendine güvenen çocuk Yetiştirme

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

Beslenme Ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı Önerileri

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 21-12-2009

P1550187_800x600

GRİP SALGINI VE BESLENME

Kış mevsiminin yaşandığı şu günlerde havaların soğumasıyla birlikte başta küresel grip salgını olmak üzere soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında da artış izlenmektedir. Bu hastalıklardan korunmada aşılanma, kişisel hijyen kurallarına dikkat etme gibi önlemlerin yanında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için yeterli ve dengeli beslenme de oldukça önemli yer tutar. Yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı olan bireylerin soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riski daha yüksektir ve hastalık halinde hastalıkları daha ağır seyreder.

Son günlerde yoğun yaşanan grip vakaları nedeni ile yazılı ve görsel basında beslenme konusunda çok çeşitli önerilerde bulunulmakta özellikle bazı besinlerin mucizevi olarak koruyucu etkilerinden sıklıkla bahsedilmektedir. Oysaki besin çeşitliliğinin sağlanması, doğru seçimlerin yapılması, yeterli ve dengeli beslenme konusunda sürekliliğin sağlanması hastalıklardan korunmada çok daha etkindir.

Aşağıda yeterli ve dengeli beslenmeye yönelik çeşitli öneriler yer almaktadır.

  • Sebze ve meyveler büyüme ve gelişmeye yardımcı olduğu gibi hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar ayrıca hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler. Yeterli ve dengeli beslenebilmek için çeşitli renk ve türdeki sebze ve meyvelerin tüketimi önemlidir. Sabah kahvaltısında da olmak üzere her öğünde sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmeli, günde en az 5 porsiyon (400 gram) tüketilmelidir.
  • Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyveler tercih edilebilir. Besin değeri ve ekonomik olması açısından mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemlerde tüketilmesi daha uygundur. Sebze ve meyvelerin taze olarak tüketilmesi daha yararlıdır. Vitamin ve minerallerin çoğu, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunduğundan yenilebilenlerin kabukları soyulmamalı, soyulması gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyulmalıdır. B ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğradığından sebzeler mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirilmelidir. Suda eriyen vitaminlerin (vitamin C, B2, folik asit vb) büyük bir kısmında kayıplar olduğu için sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir.
  • Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanması gerekse sıvı alımına katkı sağlaması yönünden taze sıkılmış meyve suları da içilebilir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan bekletilmemesi, sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır.
  • Meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka bol su ile iyice yıkanmalı gerekirse yıkama fırçası kullanılmalı ancak sebze ve meyveleri yıkarken deterjan veya sabun kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitamininin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. Ancak kurubaklagillerin protein kalitesini arttırmak için tahıllarla ve C vitamininden zengin besinlerle tüketilmesi daha yararlıdır. İmkan dahilinde günde 1 avuç fındık, ceviz vb. yağlı tohumlardan yenilmelidir.
  • Yumurta, protein kalitesi en yüksek olan besindir. Alerji veya hastalık nedeniyle tüketilmemesi gereken durumlar haricinde her gün iyi pişmiş olarak 1 adet tüketilmesi yararlıdır.
  • Balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynak olup, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle imkânlar dahilinde haftada 2-3 kez buğulama, ızgara yada fırında pişirilerek tüketilmesi uygundur.
  • Özetle besleyici değerleri yönünden besinler dört besin grubu altında toplanır. Aynı grup içinde yer alan besinler birbirlerinin yerini tutar. Bunlar; süt grubunda yer alan süt, yoğurt, peynir, et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlar vs, tahıl grubunda yer alan ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır, tarhana v.s. ile sebze ve meyve grubudur. Bu besinlerin her gün yeterli miktarda tüketilmesi sağlanmalıdır.
  • Metabolizmanın düzenli çalışması için, günlük yaşam koşulları da dikkate alınarak, yemeklerin günde en az üç öğünde tüketilmesi, öğün atlanmaması ve öğünler arasında geçen sürenin 4-5 saat olmasına dikkat edilmelidir. Öğünler içerisinde en önemlisi sabah kahvaltısıdır. Kahvaltı yapmadan güne başlamak verimi düşürür. Sabah kahvaltısında süt, yumurta veya peynir gibi protein içeren besinlerin yanı sıra vitamin ve minerallerden zengin sebze ve meyvelerin tüketiminin çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

  • Boya ve yaşa uygun vücut ağırlığı hedeflenmelidir. Kilolu olma durumunda zayıflama amacı ile yanlış/sağlıksız ve hızlı kilo vermeyi amaçlayan diyet uygulamalarından kaçınılmalıdır. Bu tarz diyet uygulamaları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, daha kolay hastalanmaya zemin hazırlar, hastalığın uzun sürmesine neden olabilir.
  • Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı unutulmamalıdır. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 1.5-2 litre (8-10 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları ile bitki çayları tercih edilmelidir.
  • Ateş yükselmesi durumunda sıvı tüketimi artırılmalı ve yeterli enerji alınmalıdır. Enerji kaynağı olarak basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, tercih edilmelidir. Artan enerji ihtiyacının karşılanması için ölçülü olarak tahin pekmez de tüketilebilinir.
  • Bebeklerin enfeksiyon hastalıklarından korunmasında anne sütü çok önemlidir. Her zaman steril ve uygun olması, koruyucu etmenleri içermesi, enfeksiyonu önleyen bağışıklık öğelerini (IgA, IgG ve IgM) içermesinden dolayı bebeklere ilk 6 ayda sadece anne sütü verilmeli, daha sonra uygun tür ve miktarda ek besinlere geçilmeli ve 2 sene emzirmeye devam edilmelidir.
  • Yeterli ve dengeli beslenme yanı sıra el hijyenine dikkat edilmelidir. Eller sürekli temiz tutulmalı, gıdalarla, mutfak araç ve gereçleriyle temastan önce, çiğ et, tavuk ile sebzeye ve yumurtaya dokunduktan sonra, artık gıdalar ve çöplere dokunduktan sonra, ellere öksürme, aksırma ve el mendili kullandıktan sonra, tuvaletten önce ve sonra, sigara içtikten ve yemek yedikten sonra, saçlara dokunup taradıktan sonra sabun ve ılık su ile en az 20 saniye süreyle iyice yıkanmalıdır. Besinin hazırlandığı ve pişirildiği alanların, kullanılan araç ve gerecin temizliğine özen gösterilmeli, başkalarının kullandığı bardak, tabak, çatal, kaşık vb kullanılmamalıdır.
Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

beslenme konusunda güvenilir kaynak soranlara en güvenilir kaynak

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 16-12-2009

23

SAĞLIK BAKANLIĞI

 sitesi 

http://www.beslenme.saglik.gov.tr/index.php?pid=264

 

yayınlar bölümünde  her döneme aid bilgilendirici yayın mevcut

10

çocuklar için de bir bölüm hazırlanmış

http://www.beslenme.saglik.gov.tr/index.php?pid=194

 oku kısmında:Çevir bak yöntemiyle hazırlanan çocuk hikayesini bulunuyor

yazan :Doktor Diyetisyen Saniye Bilici

Resimleyen:Müge Ünlü Koç

Hikaye ilkokul düzeyinde ama küçük çocukların  resimlerini kolayca anlayacakları  grafikleri içeriyor, eğlenceli ve bilgi dolu bir hikaye.

Yemek yap bölümün de  tarifler var2

ÖĞRETMENLER AİLELER FAYDALANABİLİR

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Meltem Mutlu, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve İl Hıfzısıhha Kurulu kararıyla okul öncesi dönem ve okul çağı dönemi için 3′er aylık olarak uygun menüler hazırladıklarını söyledi.”STANDART MENÜ ”DÖNEMİ!

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 16-12-2009

P1660039_800x600İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, okul öncesi çocuklar ile öğrencilerin, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri, ileride obezite hastası olmamaları için 3′er aylık menü listesi hazırlıyor.

Okullara da gönderilen ve günde 3 öğünün yer aldığı menüde, süt ve süt ürünleri, sebze ve meyveler, tahıl ve et grubundan besinler bulunuyor.

Okul öncesi, ilköğretim ve lise dönemiyle yatılı okullar için 3 ayrı menü hazırlayan İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Meltem Mutlu, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve İl Hıfzısıhha Kurulu kararıyla okul öncesi dönem ve okul çağı dönemi için 3′er aylık olarak uygun menüler hazırladıklarını söyledi.

”OBEZİTE VE BESLENME YETERSİZLİĞİNDE ARTIŞ VAR”

Müdürlük olarak ilköğretim çağındaki çocukların doğru beslenmeleriyle ilgili bir çalışma yaptıklarını, obezite ve beslenme yetersizliğinin artış gösterdiği sonucuna vardıklarını belirten Mutlu, sorunu temelden çözmek için bu yöntemi seçtiklerini anlattı.

Beslenme alışkanlığının çocukluktan itibaren oluştuğunu, çocukların uygun menülerle yeterli ve dengeli beslenmeleri gerektiğini vurgulayan Mutlu, hazırladıkları menülerin İl Milli Eğitim Müdürlüğünce tüm okullara dağıtıldığını belirterek, ”Bundan sonra ilimizde özel okullar da dahil olmak üzere tüm okullarda çocuklarımıza servis edilen yemekler standart menülere göre hazırlanacaktır” dedi.

HER GRUP İÇİN AYRI MENÜ

Okul çağına ve yaşa göre beslenme tarzının farklılık gösterdiğini, bunun için ‘okul öncesi dönemi’, ‘ilköğretim ve lise dönemi’ ile ‘yatılı okullar’ için 3 ayrı menü hazırlandığını kaydeden Mutlu, şöyle konuştu:

”Obezite ve beslenme yetersizliğinde artış var. Bu nedenle problemin temelden çözülmesi için çocuklara yönelik beslenme programları uyguladık. Yemek çıkaran okullara da örnek alması açısından, biraz da menüleri denetlemek açısından 4 besin grubu oluşturduk. Bunlar et yumurta, kuru baklagil grubu, süt ve süt ürünleri, meyve ve sebze grubu, ekmek ve tahıl grubu. Menülerimizde bu ürünleri zengin bir şekilde dağıtıyoruz.

Haftada bir gün et yemeği, bir gün balık, bir gün sebze yemeği var. Her dönemin ayrı beslenme alışkanlığı var. Beslenme alışkanlığı küçükken başlıyor. İleride oluşabilecek obezite ya da beslenme yetersizliğinin önüne geçmek için böyle bir çalışma başlattık. Çocukların, öğrencilerin bu alışkanlıkları edinmelerini sağlıyoruz. Bu yaşlarda öğrenilen beslenme tarzı, onların ileride beslenme alışkanlığının temelini oluşturuyor.”

Yatılı okullar ve kreşlerin yemek çıkardığını belirten Mutlu, ”Bu menüleri oralara da gönderdik. Milli Eğitime de gönderdik ve bir karar çıkardık. İl Hıfzısıhha Kurulu’ndan karar çıktı. Bu menülerin özellikle yemek hizmeti veren okullarda, kreşlerde uygulanması gerekiyor. Uygulanmazsa yaptırımı yüksek. Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması için bu besin gruplarının mutlaka alınması gerekiyor. Menülerimize müdürlüğümüzün ‘www.ism.gov.tr’ adresinden de bakılabilir” dedi.

OKUL ÖNCESİ OCAK AYI YEMEK LİSTESİ

http://www.ism.gov.tr/tr/indir/egitim/okuloncesi_ocak.doc

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

okul çağı çocukları için resmi beslenme bildirisi

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 22-10-2009

29568

Nüfusumuzun yaklaşık beşte birini oluşturan 15 milyon öğrencimizden okul öncesi dönem çocuklarımız ile ilköğretim 1.sınıf öğrencilerimiz okula başladılar. Ortaöğretim öğrencilerimiz ile ilköğretimin 2-8.sınıfları da 24 Eylül’de ders başı yapmıştır. Okul döneminde öğrencilerin okul başarısı yanında, büyüme ve gelişmeleri ile sağlıklı beslenmeleri de çok önemli bir husustur. Okul çağı döneminde, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamalarına ve ileriki yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarına destek olmak gerekir.

Yapılan çalışmalarda, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığı, algılamalarının azaldığı, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları çektikleri, okulda devamsızlık sürelerinin uzadığı ve okul başarılarının düşük olduğu ortaya konmuştur.

Aileler çocuklarının yalnızca okul başarılarıyla değil, onların büyüme ve gelişmelerini izleme ve sağlıklı beslenme davranışları geliştirmeleriyle de yakından ilgilenmeli ve kendi beslenme alışkanlıkları ile örnek olmalıdırlar.

Öğrencilere temel beslenme bilgilerinin verilmesi, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüştürülmesi, yanlış beslenme alışkanlıklarına zamanında müdahale edilmesi ve beslenme davranışları ile örnek olma konusunda, velilerin yanı sıra, öğretmenlere de önemli sorumluluklar düşmektedir.

Öğretmenler;

  1. Öğrenciler ile birlikte yeterli ve dengeli beslenme konusunda çeşitli etkinlikler (bilgi yarışması, sınıf gazetesi, beslenme köşesi vb.) düzenlemeli ve bu konunun öğrenciler arasında tartışılmasına zemin hazırlamalıdırlar.
  2. Öğrencilerin kahvaltı yapıp, yapmadıklarını sorgulamalı ve dışarıda açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeleri konusunda sık sık uyarıda bulunmalıdırlar.
  3. Çocukların beslenme çantası içeriğinin, daha önce okullara Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen menü örneklerine göre hazırlanması sağlanmalı ve içeriklerini sıklıkla kontrol edilmeleri gerekmektedir.
  4. Beslenme saatlerinde; peynir, yumurta, taze sebze ve meyve gibi besinler, gazlı ve diğer hazır içecekler yerine süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyunun tercih edilmesi konusunda çocukları uyarmalı ve bu konuda veliler ile işbirliği yapmalıdırlar.
  5. Öğrencilerin boy ve ağırlık artışlarını takip etmeli ve değerlendirmelidirler.

Yeni bir eğitim-öğretim döneminin başladığı şu günlerde, çocukların zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkıda bulunmak için çocuklara yönelik sağlıklı yaşam ve beslenme önerileri aşağıda belirtilmiştir.

  • Çocukların sağlıklı beslenmesi için dört besin grubunda bulunan çeşitli besinlerden yeterli miktarlarda ve dengeli bir şekilde tüketmeleri gerekmektedir. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir.
  • Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için günde 2-3 su bardağı kadar süt veya yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir tüketmeleri önemlidir. Ayrıca, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları, göz, cilt ve sindirim sistemlerinin sağlıklı olması için her gün en az 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmeleri önerilmektedir.
  • Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığı takdirde, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle, güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir. Peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve veya meyve suları, birkaç dilim ekmek, 1 bardak süt, poğaça çocuklar için yeterli ve dengeli bir kahvaltı örneğidir.
  • Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ara ve ana öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketilecek besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır.
  • Okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen besinlere dikkat edilmelidir. Örneğin, şeker ve şekerli besinler, cips vb. yağlı ve tuzlu besinler veya gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tüketiminin tercih edilmesi çocukların sağlıklı beslenmeleri açısından daha yararlıdır.
  • Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmektedir.
  • Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağlamaları açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına da önem verilmelidir. Bu nedenle, çocukların gerek okul yönetimi gerekse de ebeveynleri tarafından sevdikleri herhangi bir spor dalı ile ilgilenmeleri teşvik edilmelidir.
  • Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir. Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir. Bu nedenle çocuklara, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, dışarıda oyun oynadıktan sonra, dışarıdan eve gelince ellerini, ılık akan su altında sabun ile iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerekmektedir.

Çocukların okul kantinleri, büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde de dikkatli olmaları gerekmektedir. Süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın alırken etiket bilgisinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izninin bulunmasına ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit, poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir.

TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

oyun ve okul çağı beslenmesi

Sayfa (uzmanından) ekleyen hayalcianne 06-10-2009

mediaca02k2cv.jpg Çocuklarda ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek  sağlık sorunları

üzerindeki   en önemli etkenlerden biri ”oyun ve okul çağı beslenmesi”

diyor uzmanlar

(gazete haberi)

Beslenme insanın yaşına, cinsiyetine ve özel durumlarına göre ihtiyacı olan besin öğelerini vücuduna almasıdır. Sağlığın korunmasında ve iyileştirilmesinde beslenme çok önemli bir rol oynamaktadır. Süt çocuğu olarak kabul edilen, yaşamın ilk yılında beslenme; büyümenin başlıca belirleyicisi iken, oyun çocuğu ve okul çocuğu dönemlerindeki beslenme; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve erişkin yaşta etkileri ortaya çıkacak olan bazı sağlık sorunlarının önlenmesi açısından önem kazanmaktadır, insanların beslenme alışkanlıkları çocukluk çağında başlamaktadır ve yerleşen bu alışkanlıkların ileriki dönemlerde değiştirilmesi daha zordur. Örneğin küçük yaşta meyve yeme alışkanlığı kazanmamış, sadece meyve suyu tüketmiş bir çocuk daha ileriki dönemlerde meyve yemeyi reddeder. Aynı şekilde çocukluktan itibaren düzensiz yemek yiyen, yemek saatleri belli olmayan bir insanın da ileriki dönemlerde üç öğün düzenli ve sağlıklı yemek yemesi beklenemez. Küçükken süt içme alışkanlığı kazanmamış bireylerin daha ileriki yaşlarda süt içmesi çok zordur.

NEDEN OKUL ÇAĞI?
Bu dönem, başta fiziksel büyüme ve gelişmenin arttığı, kemik oluşumunun hızlandığı, yaşam boyu sürecek davranışların kazanıldığı, beslenmeye bağlı ortaya çıkabilecek bazı kronik hastalıkların temelinin atıldığı ve besin öğelerine gereksinimin yükseldiği dönemdir. Okul çocuğunu etkileyen faktörler; aile, öğretmen, reklamlar, arkadaşlar, okul kantinleri. Oluşabilecek olumsuz durumlar; şişmanlık, zayıflık, demir eksikliğine bağlı anemi, raşitizm, iyot yetersizliği, diş çürükleri.

KAHVALTI ATLANMA MALI
Kahvaltı, uzun süren açlık sonrasında alınan ilk öğündür ve tüm günü etkileyen altın değerinde bir ana öğündür. Güne zinde bir şekilde başlamak ve gün içerisinde içinde bulunduğumuz faaliyetlerde; anlama, algılama, anımsama ve verimli bir şekilde çalışmak için kahvaltının önemi çok büyüktür. Yapılan birçok çalışmada kahvaltı öğününün en çok atlanan öğün olduğu görülmüştür. Sebep olarak sabah açlık hissetmeme, zaman darlığı ve kilo verme kaygısı gibi durumlar öne sürülmektedir.

Özellikle erken saatlerde okula giden öğrenciler incelendiğinde, güne kahvaltı ile başlamayanların okul başarılarında azalma olduğu görülmüştür. Aynı zamanda çocuklarda görülebilecek bazı hastalıkların kontrolünü sağlamada da kahvaltının önemi oldukça fazladır. Glisemik yükün azalması, insülin direncinin oluşmaması ve kalp hastalığının oluşmaması için her gün mutlaka düzenli olarak kahvaltı yapmak gerekmektedir.

OKULDA BESLENMEYE DİKKAT!

Çoğu zaman ebeveynler, çocuklarını okula gönderdikleri zaman beslenme konusunda daha rahatladıklarını düşünürler. Oysaki okula başlayan çocuğun dersleri kadar, beslenmesi de ailenin denetimi altında olmalıdır. Öğün atlayıp atlamadığı, çıkan yemeklerden ne seçtiği, kantin tüketiminin olup olmadığı, arkadaşlarından etkilenip etkilenmediği, su içip içmediği gibi beslenme ile ilgili tüm ayrıntıların konuşulması gerekmektedir. Eğer çocuk okuldan gelince aile evde olamıyorsa evdeki besin tüketimi bile okul çağı beslenmesinde önemlidir.

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens
Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com