bence ağaçlar ve balıklar insanlar dan daha özgür

Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 30-12-2009

 Bir balık yada ağaç olmayı  hayal ettiniz mi hiç?

O zaman dünya da yaşamak bizim  için daha özgür bir eylem olabilirmiydi acaba?

Bir ağaç dallarını canı çektiği gibi uzatır gök yüzüne..

Gövdesi seneler geçtikçe kalınlaşır.

Ruhu görmüş geçirmiş bir adam  yada kadın gibi olgunlaştıkça, daha derine salar köklerini …

Bütünleşir toprakla….

Her mevsimde değişir DURMaDAN..GÜYA HEPSİ AYNIDIR AMA …

HEPSİ FARKLIDIR AĞAÇLARIN aslında…

Canları çektiği gibi dallarını çiçeklerle güzelleştirir+LER…

Rüzgarla dans eder+LER…

Güneşle flört.

Yaşam bir ağaç için bir yağmur damlasına nimet gözüyle bakmaktır.

Bir kuş yavrusuna dal  olmak…

Yada …

Okyanusta yüzen bir kara balık olmak istermiydiniz sizde ?

BEN İSTERDİM

Resim21

Resim72
Özgürlüğün  tanımlarını okudukça kendi özgürlüğünü sorguluyor insan…

 

Renouvier’ye göre:

 ”insanların doğru veya yanlış olarak kendilerinde bulunduğuna inandıkları eylem gücü olan  ”özgür irade” şöyledir:

“insanlar, sanki bilinçlerinin hareketleri ve bu hareketlere bağımlı olan eylemleri kendilerinde bulunan bir şeyin etkisi altında değişebilirmiş gibi ve sanki eylemden önce gelen o son anda kendilerini belirleyen hiçbir şey yokmuş gibi düşünme eğilimindedirler.”

Bu özgürlük kavramını kabul edebilir miyiz? Özgür irade bir gerçek mi yoksa efsane mi?

”….Şüphesiz bu şekilde tanımlanan bir özgürlüğün varlığını kanıtlamak imkansızdır. Çünkü bir önermeyi kanıtlamak, onun zorunluluğunu ortaya koymak, onun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını göstermektir . Oysa özgürlük, eğer bir şeyi yapmama gücü, öngörülemeyen eylemlerde bulunma gücü ise, olumsallığı, yani zorunluluğun yokluğunu gerektirir. Alain bu konuyla ilgili olarak, “Herhangi bir özgürlük kanıtı, özgürlüğü yok eder” demiştir.

Özgürlüğü kanıtlamak mümkün değilse de belki onu yaşamak mümkündür. Tek kelimeyle özgür irade, kanıtlanamaz, ama yaşanabilir. Özgür iradenin varlığını savunan tüm filozoflar, psikolojik veya ahlaksal deneyimin basit tasvirlerinden hareket ederler. ‘

‘… bu satırları okuduğum yer ‘internet filazofunun mekanı  http://dusundurensozler.blogspot.com/

  Ama ortalarda pek tasvir bulamayız,  teori de herkes süper dir  ama uygulamada elimiz de ne vardır ve ne kalır geri..?

Resim13

Özgür olmak istiyorsak ne yapmalıyız?

Ben her zaman uygulamaya bakarım.  Uygulayamadığımız  teorileri ne yaparız?

Doktorlar ,öğretmenler,avukatlar,askerler,pilotlar,şöförler,anneler,mühendisler,yazarlar,aşçılar… teoriyle uygulama arasında  sıkışıp kalırlar hayatın içinde.

Resim33

Ama bence hayat tamamen uygulanan yaşanmışlığı kapsar .Teoriler matematikçiler ve fizikçiler için değilse  bizim için mi acaba ? 

Ama o zaman   hayatla çelişmez di sonuçlar?

Yabancı filozoflar neden pratik değil de teoriktirler acaba?

PRATİK ÖZGÜRLÜK  iLE

TEORİK ÖZGÜRLÜK ve

 FELSEFİĞİ ÖZGÜRLÜK   ARASINDA Kİ FARKLARI  KİM BİLİYOR onlardan başka ?

BELKİ  ÖZGÜR OLMAYI UNUTtukları  için HİÇ KİMSE BU TANIMLARLA İLGİLENMİYOR dur  aslında  …

İLGİLENSE NE OLUR SAN Kİ, HAYATA  KATABİLECEK BİR YOL BULABİLİR Mİ? +Kİ!

Bunun kısacık küçücük bir formülünü anlatamazlar ÇÜNKÜ …

Mesela Mevlana gibi ,Yunus gibi kendi toprağımızın ALİMLERİ olanlar aslında ne kadar yalınlar; hayata karşı hiç TEORİK  değiller…. dikkat ettiniz mi?

NASIL KISA ÇÜMLELER DE BÜYÜK ANLAMLAR GİZLEMİŞLER…’’su gibi ol deyip bu güne kadar akmışlar … lafı ve manasını hiç uzatmamışlar…
Bu dönem de ! VE GÜNÜMÜZ  TÜRKİYESİNDE ! ASLINDA HALA BÖYLE İNSANLAR VAR !

Ve topraklarımız da yeni değerler yetişmeye devam ediyor .

Alimler kadar Alim olamasalar da en azından tamamen teorik değiller .Özgüerlüğü paket yapıp süs bitkisi gibi kenara koymayan kelimelerle ,tamamen yaşama indirgeyerek kullanabiliyorlar..

Resim61

 

Hemde kendini VE YETENEĞİNİ yeterince özgür hissedememiş fakat”özgür çocuk ”yetiştirmek isteyenlere hayat ormanında  harika kısa patika yollar göstererek …

Resim41

yazının bundan sonraki bölümü

OYALAMAKAĞIDI.COM DA 25 ARALIK 2009 da yayınlandı

”Özgür bir çocuk yetiştirmek istiyorum? Bunun bir formül var mı? ”diye sormuşlar Şule ve Yankı Yazgan’a.

Onlarda cevap vermişler:

”Evet var ”…

Ben 2008 Nisan ayında edinmişim bu kitabı. İlk sayfasına her zaman not ederim aldığım tarihi.
Çocuğunuz Sizden Ne bekliyor kitabın adı. Tam 316 sayfa

Yıllardır ailelerin büyük ümitlerle merak ettikleri bütün konularla ilgili en sık sorulan soruları derleyerek içten ve işlevsel yanıtlardan oluşturmuşlar içeriği. Ara ara merak ettikçe karıştırılan, karıştırdıkça başka yanıtları bulma isteği yaratan bir kitap insanda.

Ve gelelim sorunun yanıtına152.sayfada Özgür çocuk yetiştirme formülü mevcut
(her zamanki gibi ailelerden aileye çocuktan çocuğa bireysel farklılıkları göz önünde bulundurmalıyız ama” özgürlük için önce ihtiyaçların karşılanması gerekir” diyor uzmanlarımız)

BURDA ÇOCUKLAR EN ÇOK NEYE İHTİYAÇ DUYARLAR SORUSU BELİRİYOR?

 

Cevap: 3s, 3ö

EVET, BÖYLE YAZIYOR AYNEN

Bu bir simge sadece,

Ama çocuklar en çok neye ihtiyaç duyarlara çok iyi bir cevap

Bende ilk okuduğumda bir kez daha okuma ihtiyacı hissetmiştim…

s1:sevgi
s2:sınır
s3:sorumluluk

ö1:övgü
ö2:öpücük
ö3:özen

Her maddeyi güzelce örneklerle açıklamışlar.

”Ne kadar da özgürlük başıboşluk, sınırsızlık, sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da…
Kendi sınırlarını bilmeden başkalarına karşı sorumluluk taşımadan” Özgür ”olunamaz özgürlük yukarıdakilerin doğal sonucudur ”diyor kitabın uzman yazarları.

Resim81

Doğaya
Hayvanlara
İnsanlara

ÇocuklarımızA ve kendimize öncelikle 3s’yi yaparak yaşayarak rol model olduğumuz gerçeği ile yüzleşerek
3ö ..LERİDE İHMAL ETMEMEK GEREKİYOR

3S ile 3Ö’yü ara ara tekrar tekrar içselleştiren HAYALCİANNE 


3O Aralık 2009
mutlu VE ÖZGÜR seneler size
banada mutlu VE ÖZGÜR yaşlar..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

kendini var etme savaşı

Sayfa (hayal_hisseleri, neşeli geziler) ekleyen hayalcianne 28-12-2009

www.oyalamakağıdı.com 19 aralık 2009 tarihinde yayınlanmıştır..

Resim10
Barbi ve lego sergisi ailede bölünmeye sebep oldu, oğlum hemen “bu Barbi’ler kızlar için, beni niye buraya getirdiniz” dedi ve beni girişte bırakarak babasıyla hemen legolar bölümüne gittiler, hayal kırıklığı yaşadım doğrusu ucundan bakabilecek bir merak duymamalarına. Bende 50 yıllık Barbi serüvenini derin derin, yavaş yavaş, bazen elbiselerini, bazen dekorlarını, bazen bir kadının dünya tarihinde elli yıllık giyim kuşam stillerini gözleyerek ve saçsız bebeklerin olduğu zamanlardaki bebeklerle şimdilerin arasındaki kültürel farkları, yaşam tarzlarını inceledim. Hatta seksenler dönemi, doksanlar ama günümüze yaklaştıkça Barbi’nin dönüşümü, elbiselerinin kabarıklığı, saçlarının pırıltısı, uzunluğu, kızların hayallerinin nasıl değiştiğini açıkça gözler önüne seriyor. Ve tabii ki benim gibi düşünüyorsanız, hayatı boyunca bir tane bile Barbi’si olmayan milyonlarca çocuğun da olduğu gerçeği, bu ikonun çok dışında yaşayan ve bu dünyalara ait olmayan insanların yaşadıkları dünya gerçekleri ile de yüzleşiyorsunuz. Sergi bende ötekileri düşünme zorunluluğu getirdi…

Orada sırtı pek, altı kuru, üstü tiril tiril çocukları hayal ettim, hayata +1 ile başlayanları, ama bunun -1 ile başlayan tarafı da var. Ama benim gördüğüm bütün bunlardan, “yoksun çocuklar için ne yaptı bu barbi acaba” diye de düşündüm. Belki kaç çocuk okuttu da geçti aklımdan, kaç anneye temiz bir gelecek için iş sağladı, kaç kadın için fark yarattı acaba. Kızların pembe dünyasını görmek gerçekten çok güzel, o ayrı ama bunları da düşünmeden edemedim ben.

Resim11

Ben zaten hep böyleyimdir, neşeli kalabalıklarda bile hüzünlü bir yalnızlık bulurum kendime. Kızınız yoksa bile kadın olarak görülmesi gereken bir sergi, kim bilir sizlere ne düşündürtecek

Resim9

“Uçan Adam” çocuk tiyatrosuna davetliydik, harika bir oyundu. İçerik o kadar özenerek hazırlanmış ki, başlangıçta çocuklarla oyuncuların kaynaşması, oyunun interaktif olup çocukları içine katması, ara ara oyuncuların çocukların etrafında dolaşmaları, farklı ve çok özel bir seyir zevki yaşattı.

Taner Barlas’a özel olarak teşekkür ettim, “hocam bu eser ve oyun için çok teşekkür ederiz” dedim bir anne ve bir eğitimci olarak. Yılların hocası bu kadar mı naif, bu kadar mı alçak gönüllü olur bir insan dedirtecek tutum ve davranışlar sergiledi. O kadar etkilendim ve o kadar özendim ki, bir insan bu kadar bilgili, görmüş geçirmiş ve bu kadar sahici durmayı nasıl başarıyor dedim.

Ben oğluma bu erdemleri öğretmek için, bu tutumları ona nasıl göstereceğim diye düşündüm. Hayatın öğrenilmesi gereken ”değerlerini,” ancak değerli insanları izleyerek öğrenebileceğimizi fark ettim… Biz çocuklarımıza ne kadar erdemli davranıyoruz acaba diye sordum kendime ?

< P1660956_800x600

Bazen hayatın sıradan döngüsü içinde bazı cevherli kalpler de yetişir toplulukların içinde ;kendini hissettire hissettire.

Önüne setler koysanız da ,coşkulu bir dere gibidir ”yetenek” mutlaka akacak yol bulur kendine. “2003 yılı” o dönemler İstek Vakfı Özel Beykoz konakları anaokulunda çalışıyordum. Kocaman orman içinde ihtişamlı bir konak, sadece iki sınıf, bir müdür, iki öğretmen, bir sürü stajyerler ve yardımcılarımız, şoförümüzle beraber Türk filmlerini aratmayacak, neşe dolu hatıralar biriktirdim o yıllarda… Bir tanesi; her sabah küçük bir kız hoplaya zıplaya, hayatın bütün enerjisini gözlerinde biriktirmiş gibi neşeyle bakarak gelirdi yanıma, “günaydııın” diyerek büyük bir coşkuyla. Öperdi annesi, benim müdürümdü o dönemde, çok severdim kendisini, bütün bir yıl her gün beraber değilmişiz gibi yaz tatili planımızı da beraber yapar, tatile birlikte giderdik, ailece takılmayı da severdik..Hani bazı insanlar vardır, çalışmak ta, yaşamak ta onlarla keyiflidir ….Öyle bir kadındı Nilgün hn… o günden bu güne çok şey değişti, okul çoktan kapandı, Nilgün hn. ikinci çocuğunu, ben oğlumu doğurdum. meslek tatlı anılarla, gözümde canlanan hatıralarda kaldı, ama çocuklar büyüdü…. Nilgün hn. beni hala, her ay bir kez arar, durum raporu alır, hala beni sevdiğini hissettirir, kollar…
O beni her aradığında, sanki okuldan yeni çıkmışız, bugün tatil, yarın okula gidecekmişiz de bana bir şeyi hatırlatıyormuş gibi gelir.

Harika bir kişiliği vardır ve hayatının her alanına harikalık bulaştırır herkese böyle insanlar. Ondan çok şey öğrendim, bana kariyerimde ivme atlatmıştır….. Bir kadın kolay kolay başka bir kadını göklere çıkarmaz bilirsiniz. Bana hep hissettirirdi, uygulayıcıya duyduğu saygıyı, işi yapana ve işe saygısı çok büyüktü, emeği, erdemi, ahlakı bilirdi. Öyle yaşardı, prensipleri bu değerler doğrultusunda ilmek ilmek işlerdi hayatını ve bizi… Bana hep inanan nadir insanlardan biriydi, bana çok güvenirdi ve bütün uçuk fikirlerimi desteklerdi. ”İstiyorsan yapacağına inanıyorum” bu ondan en sık duyduğum cümleydi.. Yap o zaman, istediğini yapabilirsin, sen yapacağına inanıyorsan bende sana inanıyorum derdi…

Bir gün ona artık Bige’yi okula getirin demiştim.. “Daha çok küçük, boş ver şimdi, burada sabah akşam ayaklarımıza dolanır, daha zamanı var” derdi. İki yaşındaydı, özel ve önemli günlerde, ara ara getirirdi… Bige acayip bir çocuktu… Gözleri kocaman gülümsemesi muzip… sesi kadife… bir sincap gibi hızlı konuşur, büyük kahkahalar atar ve coşkulu bakardı dünyaya… Sonra annesinin kucağında her gün gelmeye başladı okula, çalışanlarla beraber sabahın köründe, arkadaşları 9’da gelirdi, sabahları kahvaltıda “anneme söyleyin bana izin versin” derdi…

Israrla “Avrupa yakası” dizisini izleme konusunda annesine diretir ve oradaki bütün karakterlerin süper taklitlerini yapardı.

Üzülürdü bir yanda Nilgün hn., “istemiyorum izlemesini, engelliyorum, kendini parçalıyor izlemek için” diye hayıflanır, ona engel koyduğu için bir yandan eğitimci olmanın verdiği ağırlığı dengelemeye çalışırdı..

Perşembe günleri sabah kahvaltısında “Avrupa yakasıyla” ilgili kendimizi tutardık, Bige’nin yanında konuşmamaya çalışırdık bizden etkilenmesin diye, ilk zamanlar… sonra zaman geçti, Bige annesini üstün yetenekleriyle kandırmayı başardı, prodüksiyonu büyüttü, bir süre sonra onu engellememeye kara verdik bizde.. O karakterlerle içindeki enerjiyi boşaltıyordu, sabah kahvaltılarında daha okulun çocukları gelmeden baştan sona Bige’nin yorumlamalarıyla yeniden izlerdik sanki o diziyi, itiraf etmek gerekirse harika taklitler yapardı ve sadece 2,5–3 yaşındaydı, doğaçlama ile kendi uydurduğu şeyleri araya katar bizi mahvederdi.

O dönemlerde hep Nilgün hn’a, Bige büyürken mutlaka güzel sanatlara bir iki kez götürün ve sınavlara sokun derdim, çocuğun enerjisi resmen üzerinden akıyor, isteseniz de engelleyemezsiniz bu bir yerden, hayatın bir günü çıkacak, içinde bunu saklayamaz derdim, dün gibi hatırlıyorum.

O yıllarda işimizi çok seven bir ekiptik, liderimiz çok neşeli bir kadındı, ailelerimizle ilgili en küçük detayları bilir, sorar, takip ederdi… sorunlarımıza çözümleri üretir, sıkıntılarımızı giderirdi.. Okulda her sabah hepimiz, aşçısından şoförüne toplanır, kahvaltı eder, güne öyle başlardık. Okula erken gitmek için koşarak evden çıkardım. Üç yıl, üç vesait değiştirerek Avrupa yakasından karşıya geçip, Beykoz konaklarına gitmek İstanbul’da ölümcül bir durumdur. Ama bana dokunmazdı, her gün boğazı görmek benim için büyük şans gibi gelirdi, çünkü her gün başka güzeldi … işyerim harikaydı… kendimi ve yeteneklerimi sonuna kadar aşabildiğim bir ortamdı. bugün Moskova’ya gidiyoruz, gel dese Nilgün hn. gene giderim, çünkü işi değil, hayatı paylaşırsınız iş arkadaşlarınızla.

Birkaç ay önce gene Nilgün hn. beni aradı, “istediğin oldu” dedi, “Bige’yi seçmelere götürüyoruz, bir şansını denesin, içimizde kalmasın”. İlk söylediğim şey “kesin kazanacak” dedim, “ümitlenmiyoruz, onun hayal kırıklığı yaşamasını istemiyorum” dedi… ama ben biliyordum, adım gibi emindim, “Peter Pan” müzikali seçmelerini kazandı.

Resim12

Ömer de, ben de evde resmen sevinçten ağladık, aylarca provaları göğüsledi, şimdi sahnede ait olduğu yerde. İçindeki coşkuya kilitler vurulmadan büyümenin verdiği özgüven ve neşeyle sahnede kızıl derili kostümüyle davul çalıyor, kocaman gözlerini görür gibiyim, içinde binlerce yıldızın ışığı, onun muzip gülüşü, bana kendi yapmak istediklerin için mücadele etmelisin mesajını veriyor. Asla pes etme der gibi, içindeki şelaleler coşkulu aksın, ait olduğun yerde tatlı “Bige”.

Nilgün hn. gibi harika liderlerin, harika çocukları olur, çünkü onlar hayata güzel enerjiler yayarlar ve bir gün o enerjiler onlara geri döner. Hayatımda değerli bir rol modeldir, insanlara verilen yetkiler onları yüceltmez, onları kişilikleri yüceltir ve kalıcı olan evrende yer bulan yaydığımız enerjidir.

Resim32

Hayal hisseleri;
Neşeli köpekler,
Hayalci şato,
Muz baskısı.
Resim2

Resim1

Hani “Nuri Bilge Ceylan” yalnız ve güzel ülkeme demişti, ben de yalnız ve güzel ülkemin çocuklarına bol hayalli bir hafta diliyorum. İçinizdeki yeteneğin fısıltısını dinlemeniz ve duymanız, içinizden akıp gitmesi için de kendinizi var edeceğiniz ortamları yakalamanızı diliyorum güzel çocuklar.

Hayat bir bakıma kendini var etme savaşı, kendine inandığı sürece var olmaya devam eder insan. Yalnız ve güzel ülkesinde her şeye rağmen yaşayabilen ve hayal kurmaya devam eden “Hayalci Anne”.

17 Aralık 2009

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

Neşeli Hatıralar…

Sayfa (hayal_hisseleri) ekleyen hayalcianne 15-12-2009

OYALAMAKAĞIDI.COM DA YAYINLANMIŞTIR

Kendi çocukluğunu düşünen bir anneyim ben, sık sık çocukluk anılarımı ve  hayallerimi, yaptıklarımı aklıma getiririm. Beslenirim geçmişimden, kum tepesine çıkıp kendini dünyanın zirvesinde hissetmenin heyecanını duymuşluğum vardır, sonra zirveden aşağıya oturarak kaydığımı içimdeki bütün kıyafetlerin kum dolduğunu hatırlıyorum dün gibi.

Karınca yuvası karıştırmışımdır meraktan, neden benim onlara iyilik olsun diye verdiğim yemekleri yemezlerdi de kendilerine taa uzaklardan yemek taşırlardı hiç çözemezdim, bunlara iyilikte yaramıyor derdim. Kaplumbağayı ters çevirmiş ve bir süre izlemişimdir, gözlerine bakıp evini taşımak güzel mi? diye sormuşumdur. Uğur böceğine ısmarlama hayaller anlatmışımdır, umutlarımı rüzgâra haykırmışlığım vardır, dalgalara konuşmuşumdur büyüdükçe

ve yılanın kuyruğunu sopa sanıp ucuna basmışımdır, göz göze gelince arkama bile bakmadan eve kadar kan ter içinde koşup nefes nefese kendimi yatağıma saklamışımdır. Ata binmişimdir, yelesine sarılıp ona sevgi sözleri söylemişimdir ve horoz tarafından ısırılmışımdır bir kaç kez.

Resim3 .

..çocuğumun çocukluğu ise kesinlikle kendi  hayatımın akışını değiştirmekle kalmıyor, benim yeniden yapılanmama, onun için daha da “ekstra güzel hareketler” bulma güdümü, arzumu artırmama neden oluyor. Ve ben bu tatlı telaşı, “bugün değişik ne yapsam” arayışlarımı hayatıma katmama sebep olurken, sürekli olarak evin içinde olduğumuz dikkatimi çekiyor.

Dört duvar, bilgisayar ya da televizyon ekranı ve mutfak masası. Bazen küvetin içini doldurup oyuncaklarımızı da yıkadığımızı sayarsak hala dört duvar.

Son günlerde parka bile çıkmadık, aslında  istiyorum ki hayatın bütün zorlukları ve imkânsızlıkları içinde onun satın alınabilecek değerlerden çok ruhunu besleyecek hatıraları olsun. Benim gibi doğayla buluşup, garip durumlar karşısında kalıp, kendi kendine çözümler üretsin, karıncaların hayatını merak etsin, niye bu kuşlar uçuyor ben niye uçamıyorum diye kafaya taksın.

Sevgiye, anneye babaya dair, çocukluğuna dair neşeli anıları ve yaşanmışlıkları olsun…

Onun kocaman bir kahkahasına her şeyi   göze alabilirim ve kendimi bir kez daha baştan yaratabilirim. Onun mutlu ve hayat dolu, neşeli anlarını biriktirmesini ve benim gibi büyüdüğünde  zor geçen anlarda cebinden, kalbimden çıkarıp anılarıyla içini ısıtabilmesini istiyorum.

Resim8

Çünkü hayat mimarı olduğumuzu söylüyor bütün filozoflar, bende neşeli hatıralar inşa ediyorum bu yüzden onun için, ortam yaratma çabalarım bu yüzden. Her zaman  itiraf ettiğim gibi aslında Ömer bu konuda daha doğal. Eşimin normal,  doğal hali böyle, hiç çaba sarf etmeden, çok kitap okuması, kendini neşeli olmalıyım diye güdülemesi gerekmiyor ve direk neşeyle bakıyor hayata, zorluklara. Kuzey’in  ev içinde sıkıldığı en zor anlarda bile hiç gerilmiyor, hiç dert etmiyor, yatağın tepesine çıkıp yarım saat onunla zıplıyor, öylece hayaletçilik, Süpermencilik, saklambaç ve sonra 12 masal arka arkaya anlatacak doğal bir gücü var bu adamın, biliyorum ki   inancı onu böyle derin  bir  mutluluğa taşıyor. Tanrının bizim için güzel şeyler planladığını söylüyor ve her gün bunu kanıtlıyor.

Bana ilk tanıştığımız günden beri her şey çok güzel olacak diyor ve zorlukları kolaylıkla atlatıyoruz onun neşesiyle.

Oğlumun babası gibi mutluluğu kalbinde, yüzünde ve beyninde yaşatabilen bir adam olmasını hayal ediyorum hep,

Şükrediyorum bu yaşama sevinciyle onurlandırıldığım için.

Hayat mimarıyız, evet artık kesinlikle inanıyorum  buna, kaderimizdeki her tuğlayı seçme şansını vermiş Tanrı bize.

Hüznü ya da neşeyi seçebilmeyi öğrenmeliyiz hep birlikte.

Bizim, çocuklarımıza hayatın seçimlerimizin sonucu olduğunu anlatabilmenin yollarını bulmamız gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü insan çocukluğunu düşünecek yaşa geldiğinde seçimlerini çok ta bilinçli yapamadığını görüyor, böylelikle yanında bulunan çevresindeki kişilerin hayata bakışları önem arz ediyor, benim dedem ve babaannemde çok neşeli insanlardı. Hep tatlı tatlı atışırlar,  birbirlerine iltifat ederlerdi, neşeli ve sabırlıydılar,  doğal bir koruma kalkanı oluşuyor bunun sonunda.

Resim4

Hem öğretmenler, hem anne-babalar olarak, çocukların anlarını, günlerini ve çocukluklarını yaşayıp  giderken, ruhlarının doğanın içinde, özgürce keşfedebiliyorlar mı? sorgulamalıyız diye düşünüyorum.

Anlam kurmayı, karar almayı,  bir işi sonuçlandırmayı, yaşayacağı süreçleri olabildiğince en sade, ama oldukça zengin, deneyim  ortamları  yaratmalıyız. Aynı zamanda doğanın doğal iyileştirici büyüsüne kapılmalıyız,  hayvanların çocuklar üzerindeki kendinden neşeli  yaratma güçlerini olumlu etkisini görmezden gelmemeliyiz.

Doğal yaşamın insan üzerindeki etkilerini “Psychologie Huete” dergisinden düşündürücü verilerle karşılaştım,   insanların yaşamının %95’i  kendi yarattıkları yapay  ortamda  geçiyormuş. Yani  birçok insan doğa ile en yakın kurduğu ilişki biçiminin sadece pencereden dışarı bakarak, en fazla TV’de belgesel kanallarında birkaç dakika geçirmek olduğunu söylüyormuş. Çocuk ve gençlerin 3/1’i yalnızca  birkaç ot ismi sayabiliyormuş, yalnızca 7/1’i beş kuş çeşidini sayabiliyormuş ve ilkokul birinci sınıfa giden çocukların %70’i ördeğin rengini sarı zannetmekteymiş. Bu kadar doğadan kopmuş insanların hayatlarının  hangi bölümlerine neşeli olduklarını merak ediyorum, TV de sitkom izlerken ya da bilgisayarda ilginç videolar izlerken mi acaba?

Tarih  dersini neşeyle anlatan bir öğretmeniniz oldu mu hiç? yada banka memuresi sizi büyük bir kahkaha ile karşılayıp “kuzum elektrik faturanız da çok  şişkinmiş  bu ay,  baya elektrik yemişsiniz” gibi sulu espriler yaptı mı? Hayatımızda neşe  denilen kavram ne kadar içimizde, neşe öğrenilemez ancak yaşanır,  yaşanınca anı olur.

Resim7

Çocuklarımızın çocukluğu geçiyor,  onlara doğal bir hayat sunma çabamıza katkı sağlayacak şekilde çocuklarında bir kez olsun bir kum tepesinden kayma imkânı,

büyük neşeli çığlıkları rüzgarın, dalgaların sesine karışması,

bir karınca yuvasının içini merak etme fırsatı,

doğanın içindeki sesleri  keşfetme oyunu,

çiftlik hayvanlarına yakından bakma,

sebze ve meyveyi elle koparabilme,

toprağa yalınayak basabilme,

kumda ayakları yanarak zıplaya zıplaya yürüyebilme,

bir kez olsun yağmurda denize girme,

kamp yapma,

kaMp ateşinde ısınma,

bitki ekme, bakımını üslenme,

hayvan besleme,

yaşayabileceğimiz, kendiliğinden içinde neşe barındıran doğal etkinlikler yapalım….

Neşeyi ve hatıraları hafife almayalım, yaşam mimarı olduğumuzu unutmayalım.

Neşeli hatıraların büyüsüne kapılmanız dileğiyle “Hayalcianne” 08 Aralık 2009Resim6

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

sakin ama net ,sevgi dolu ” hayır ”lar

Sayfa (hayal_hisseleri, hayalcianne) ekleyen hayalcianne 25-11-2009

Resim40213

 Biz savaş boyalarımızı çıkarıp kalbimizden geçtiği gibi konuşmaya ve yaşamaya devam edeceğiz.

Kalbimizde yeri olan olamayan herkezin bayramını kutlarız .

Sevgiler

 Bu yazı kasım09 oyalamakağıdı.com da yayınlanmıştır

Sakin ama net, sevgi dolu ‘hayır’lar.”

Bu hafta katıldığım en güzel ve tek etkinlik oğlumun veli toplantısıydı.

 Çok yararlı bilgiler edindim, “Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Gelişimi” konulu sunumu “Oktay Aydın” yönetti.

 Duygusal olarak güçlü duramayan karakterlerin ilişki tonlarının düşük olduğunu, özgüven duygusunun aslında kişiliğin merkezi olduğunu vurgulayarak başladı.

Resim2_451x600Sağ ve sol beynin tanımı yapıldıktan sonra işlevi ve işleyişi örneklenerek hep beraber dinleyicileri de sunumun içine katan oldukça neşeli,  eğlenceli bir toplantı  gerçekleşti. Ben hem eğlendim hem çok keyif aldım.

 Özellikle öğrenme performansını artıran unsurları örnekleyen şema çok güzeldi, dahi diye nitelenen insanların genelde beyinlerinin  iki tarafını  kullanabildiklerini ve karar alma mekanizmalarımızın tamamının duygusal kökenli olduğunu, öğrenmenin haz duygusundan geçtiğini, eğlenerek, keyif alarak öğrenmenin en aktif öğrenme şekli olduğu ile ilgili geniş örneklemeler sundu.Hiç kimsenin kendisini mükemmel anne baba olmak gibi bir kaygıya düşürmemesi gerektiğini, daha çok tutarlı olmanın çocuk yetiştirmede önemli bir anahtar olduğunu  vurguladı.Güzel kaynak kitaplar önerdi: “Frederic Vester- Düşünmek, Öğrenmek, Unutmak”  bunlardan biri.En belirgin altını çizerek not aldığım konu ise  sinir hücrelerinin uyarıcı almaması sonucunda işlevsel niteliğini kaybetmesi oldu. Çünkü: kritik zamanlar olması gereken öğrenmeler gerçekleşmeyince beyin gerçek potansiyelini  oluşturamıyor  olması gerçeği Beynin kritik dönemlerini anne babalar olarak bilmemizin  çocuklarımızın davranışlarını şekillendirirken onları daha çok motive edebilir ve  gelişimlerini sağlıklı gerçekleştirmelerini desteklemek açısından çok hayati olduğu gerçeği ile bir daha yüzleştim..Beyinle ilgili kritik dönemler nelerdir diye bakıldığında;

 0–1 yaş: ana dil alt yapısı

  0–2 yaş: duyular

 BU KISIMDA VERİLEN HOŞ ÖRNEKLERDEN BİRİ DE

Öfke kontrolümüzü ses kontrolü ile denetleyebileceğimizi gösterdi.

Kızgınsanız: özgüvenli bir biçimde iki vites aşağıdan konuşun dedi :)

Resim1_451x600 Çünkü ev ortamında yaşanan çatışmaların etkisiyle   beynin  kendi kendini buna göre  bir alt yapı oluşturarak   organize ettiğini ve etki altında kaldığını  anlattı. Çocuklukta yaşanılan bütün travmaların kişilerin  hayata bakış açılarının ana köklerini oluşturduğunu vurguladı.

Çocuklarınızla polemiğe girmeyin dedi, sakin ama net, sevgi dolu “hayır”lar önerdi uzmanımız.

 Rasyonel ilişkiler yerine duygusal ilişkiler kurduğumuzu ve bunun sonucunda vicdanımızla sürekli savaştığımızı anlattı.

Resim3_451x600Bu duygusal dönemde  huzurlu, doygun  güvende hisseden çocukların kişiliklerinin  ve özgüvenlerinin kalitesinden bahsetti.  1–4 yaş matematiksel, bu dönemde de matematiksel işlemleri, sıralama, sınıflama, ayrıştırma vb. oyunlarında günlük hayatında her zaman kullanma pratiği geliştirebileceğimizi ve bunun katkılarının mutlaka  olacağını anlattı. Örnek: hep birlikte yemek masası hazırlığında “hepimize birer tabak getir” gibi,  ”biz kaç kişiyiz, sayalım” gibi.

Oyuncaklarını toplarken ayrıştırma, sınıflandırmalar ev yaşantısının içinde kolay yer bulabilecek  örneklerden bazılarıydı.Yabancı dil kritik döneminin yaşantının ilk 10 yılını kapsadığını, aynı anda birkaç dil öğrenme, vb. dil ile ilgili geniş anlatıları oldu. 4–10 yaş arasının müzik yeteneğinin olgunlaşıp gelişmesinde hayati olduğu konuşuldu.

Kaliteli müzik alt yapısı vurgulandı.

Ben de beyinle ilgili çok kitap okuduğum için bu konu beni fazlasıyla içine çekti, çok keyifle dinledim. Çocuğumla evde geçirdiğim kaliteli zamanları daha da artırmak gerektiğine karar verdim ve onun kritik öğrenme dönemlerine daha da destek olmak düşüncesi ile bir sürü yeni hayal hissesi bulmam gerekiyor diye heyecana  kapıldım.

—”daha çok soru ve sorgulama ortamı”

Açık uçlu sorular yöneltip neden sebep sonuç ilişkilerini kavrayışını güçlendirmek, sıralama sınıflama eşleştirme  ayrıştırma vb etkinlikler, hayatın akışı içinde yaparak, yaşayarak, eğlenerek birlikte öğrenmeye devam etmek, öğrendiklerimizi pekiştirmek, daha çok sabır, daha kararlı tutumlar ve uzmanın dediği gibi “Sakin ama net, sevgi dolu ‘hayır’lar.” 

 Hayal hissesi: kukla sahnesi, yaratıcı kukla yapımı ve anne-baba boyama.

Hayalcianne – 20 Kasım 2009

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

hayal hisselerim

Sayfa (hayal_hisseleri) ekleyen hayalcianne 18-11-2009

Bu yazı oyalamakağıdı.com da 13 kasım 2009 yayınlanmıştır

Mahrumiyetin En Kötüsü

 

Küçük neşeli hayal hisseleri başlıyor, yüzünüzü tebessüm modundan daha da neşeli bir hale getirin yoksa büyülü hikâyenin içinde ki kahramana dönüşemezsiniz…

Mesela çocuğunuz doğa ülkesinde yaprak prensi olmuş. Kızınız yoksa benim gibi siz prenses olmuşsunuz…

Resim7

Ama öncesinde beraber toplamış olmanız gereken yapraklar var, bir okul ya da park dönüşü gezisinde. Yaprakları beraberce yıkayın. Çocuklar suyla oynamaya bayılıyor zaten. Sonra onları kurumaya bırakın, siz bir şeyler atıştırın bu arada hayalci düşünceleri yavaş yavaş çağırmaya başlayın.

Yaprakları elbiseler, kafalar ya da saç gibi vücudunuzun üstüne koyun. İlk insanların yıllar, yıllar önce sadece yapraktan elbiseleri olduğunu anlatın.

Yapraklarınız bizimkiler gibi uygunsa büyükten küçüğe doğru sıralayın. Sonra güçlü bir rüzgâr olduğunuzu hayal edin hepsini uçurun… Birlikte rüzgâr olmanın  neşesini, keyfini yaşayın. Sizin nefesiniz yetmiyorsa en güçlü “baba rüzgârı” oyuna davet edin eminim o her yeri silip süpürür nefesiyle…

Resim61

Çok yorduysa bu etkinlik, siz boyalarınızı simlerinizi çıkarın, yapraklarınızı istediğiniz renge boyayın, üzerine  pırıltılar dökün. Bir dostum simlere peri tozu demiş onlara, her evde olması gereken sihirli bir ihtiyaç demiş. Duyunca içimden güldüm evet dedim aslında ne kadar haklı

Ağaç etkinliğini yapmadan önce evdeki baklagilleri gözden geçirin ve neşeli, hayalci ağaçlar oyununu başlatın

Dünyada olmayan ağaçları hayal edin, mesela toptan ağaç olur mu?  diye sorun. Ağaç gövdesini kartondan, kumaştan veya herhangi bir kutunun mukavvasından da yapabilirsiniz.

Resim28

Farklı düşünme becerileri geliştirmek için öncelikle siz istekli, neşeli ve üretken olmalısınız, gerisi  öyle bir gelecek ki siz bile inanamayacaksınız….

Hayal kurma oyunu perde bir:

“kornfleksten ağaç olur mu? Anne” der çocuk.

“deneyelim ve görelim” der hayalcianne:)

Resim12

Birde  küçük ressamın çizim kitabını tanıtmak istedim, en özel ressamların değerli tablolarından örnekler sunulmuş. Her sayfada  ressam ve çizim tarzı ile hayatındaki belirleyici unsurlara değinilmiş, kısa biyografik bilgi…

Resim43

Çocuklardan tabloları inceleyip görerek kendi yorumlarını yapmaları beklenir. İlginç ve yaratıcılığı destekleyen bir eser olduğunu düşündüğüm için paylaşmak istedim

İçimizdeki hayal gücünü küçük mutluluklar için kullanabileceğimizi  biliyorum.

”Mahrumiyetin en kötüsü eksiklerimiz değil, sahip olduklarımızı bilmemek” bence….

Sahip olduklarını çok iyi bilen hayalcianne.  13 Kasım 2009

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

hayal hisseleri devam ediyor

Sayfa (hayal_hisseleri, hayalcianne) ekleyen hayalcianne 22-10-2009

 

BU YAZI  09 EKİM2009   OYALAMAKAGIDI.COM DA YAYINLANMIŞTIR

HAYAL HİSSELERİ DEVAM EDİYOR

Hayal Fabrikasının Kapıları kapalı olsa da, ben hayal hisseleri biriktirmeye devam ettim  içimden.
2010’da “Hayalci Anne”  “Hayal Hisseleri” dağıtmaya devam edecek (yani çocuklarınızla evde yapacağınız etkinlik önerilerini paylaşacak, neden hayal hissesi diyorum? Çünkü: her birinin  yepyeni hayaller ve oyunlar için başlangıç olduğunu düşünüyorum.)
 
Çocuğumla  nitelikli zamanlar geçirmenin  küçük ipuçlarını hayatıma çekerek yaşadığımdan paylaşımlarım da bu yönde ilerliyor.
 
Çocukların yaşamlarında neşeli anıları olsun, neşeli paylaşımlar    yaşasınlar, neşeli ve kalabalık sofralarda yemekler yesinler istiyorum…(bunun için “Neşeli Türk Yemekleri “ kitabı oluştu- neşeliyemekler.com’dan ayrıntılı bildiler edinebilirsiniz  kitapla ilgili bir türlü bir yazı yazamadım ;insan onu da yaptım, bunu da yaptım, demeye çekiniyor böyle ortamlarda  biraz :)
 
Ama burada yeniden uzun bir aradan sonra “neşeli hayal hisseleri” var olmaya devam edecek demek istedim bugün. 
 
Hayatın ve çocuk olmanın keyfini sonuna kadar sürdürebilse çocuklarımız, biz de anne baba olmanın… Hiç hastalanmasak, hiç düşmesek, hiç kötü şeyler olmasa…. ama oluyor. O zaman hayatımızdaki bütün zorlukları aşmaya sebat etmeyi de öğreniyoruz.
 
Günler haftaları, haftalar ayları kovalarken bu yıl  bitmeden  mevsimlerin değişimi gibi kişiliklerimiz, bedenlerimiz,  ve dünyalarımız  da çocuklarımızla birlikte hızlıca değişiyor. Dünya zorlaşıyor, onlar büyüyor.
 
Biz de yenileniyoruz  farkına varmadan bizi öldürmeyen zorlukların bizi güçlendirdiğini  anlıyoruz  bunu çocuklarımıza onların diliyle anlatabilmeliyiz.
 
Beraber projeler yapmalıyız, zaman geçirmeliyiz, hayal kurmalıyız, varsa sorunlar için birlikte çözümler üretmeliyiz. Mesela uçak yapmalıyız beraber, yada gölge tiyatrosunda masallar uydurmalı  daha az tv izlemeli, daha çok dışarı çıkmalıyız. Okulda, işte  ayrı kaldığımız zamanlar da başımıza gelen olayları paylaşmalıyız.

gölge-tiyatrosu-2
 
Sevdiğimize daha sıkı sarılmamız gerektiğini, ailemizin kıymetini ve yaşamın her anının  her saniyesinin çok değerli olduğunu yaşayarak öğreniyoruz. Dileğim  iyi tecrübelerle yaşama daha fazla sarılmamız,  kendimize ve çocuklarımıza  sahip çıkmamız, elimizdekilerin kıymetini bilmemiz ve hayata satın alabileceğimiz değerlerle gelmediğimizi hatırlamamız,

araba-yıkama
 
 VE sadece  İNANMAMIZ
 
KENDİMİZE,
TANRIYA,
SEVGİYE….

uçak-tasarımı
 
Ve  bazen mutluğun küçük bir tebessümde OLDUĞUNA….
 
Neşe dolu hayal hisselerini kullanın.
Hedefim :çocuklarınızın hayal hesabını  genişletebilmek.
Vizyonum: neşeyle ve yaratıcılıkla hareket etmek.
Çünkü neşe oldukça bulaşıcı bir şey ve bazen mutluluk küçük bir tebessüm de saklı…
 
Hisse 1-gölge kukla tiyatrosu akşam güneşinde yada masanın altında
Hisse 2-araba yıkama merkezi  ve benzin pompası
Hisse 3-uçak tasarımı

Neşeli hayaller dilerim, küçük tebessümler den büyük kahkahalara ilerleyin.

Sevgilerimle

hayalcianne/09 Ekim

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens

Hayal Hisseleri Devam Ediyor

Sayfa (hayal_hisseleri, hayalcianne) ekleyen hayalcianne 22-10-2009

 

aynur_anasayfa

 

Bu yazı 30 EKİM 2009 da oyalamakağıdı.com da yayınlanmıştır

Neşeli Ol Ki

Hayat çok kısa ve sürekli kısaltan bir sürü şeyler olmakta gün içinde. Şimdi de grip telaşındayız hepimiz, okullar tatil, çocuklar evde. Kendimize ve çocuklarımıza bir güzellik yapalım.Bugünlerde doğayı selamlıyalım, sımsıkı giyinelim.

Resim42

Günlerin ve hayatın kısalığına inat, uzun uzun neşeler yaratalım kendimize. Bu mevsimdeki otları ve bitkileri, ağaçları, mantarları, yaprakları elimize alalım, koklayalım, konuşalım onlarla. Hayat çok güzel diyelim ve hepsine gülümseyelim. Biz hayata gülümsemezsek o bize gülümser mi??

Resim26
 
Bu haftaki hayal hisselerimin hepsi naturel. Denenmiş ve tecrübeyle onaylanmıştır. Bizler hayatın neşeli yönlerini keşfedebilirsek ve çocuklarımızı kendi neşelerimize dahil edersek, onlar da kendilerine en zor günlerinde bile neşeler yaratabilirler.
 
Doğaya çıkın ve neşeli ol ki şarkısını söyleyin. Bakın bütün bitkiler sizlere nasıl gülümseyecekler.
 Resim11
Neşeli “hayalci anne”- Ekim 2009
 
 
Neşeli ol ki genç kalasın
Bu dünyadan da zevk alasın
Ümitler hep süslenir neşeyle
Neşeli ol ki genç kalasın

Neşeli ol ki hep artsın gücün
Yorgunluk nedir bilme bütün gün
Gayretler hep güçlenir neşeyle
Neşeli ol ki genç kalasın

Start Slide Show with PicLens Lite PicLens
Uses wordpress plugins developed by www.wpdevelop.com