hey balık
Sayfa (hayalcianne) ekleyen hayalcianne 31-08-2009
(Bana gerçeği söyle yoksa seni şimdi hemen yerim)
Büyük öğrenmenin V. bölümünde Konfiçyüs
”Dünyaya güzel karakterlerini göstermeyi isteyen eskiler önce devletlerini bir düzene koyacaklardı.
Devletlerini düzenlemek isteyenler önce evlerine bir çeki düzen verecekti.
Evlerini bir düzene koymak isteyenler önce kişiliklerini terbiyeden geçirecekti.
Kişiliklerini teribyeden geçirmek isteyenler önce akıllarının düzelmesini sağlamalıdır
.Akıllarının düzelmesini isteyenler de önce isteklerinin içten oluşunu elde etmelidir.
İsteklerinin içtenlikli olmasını isteyenler önce bilgilerini artırmalıdır.
Bilgilerinin artırılması bazı şeylerin incelenip araştırılmasına bağlı.
Bir çok şey incelendiğinde bilgiler artıp genişler;bilgiler artınca isteğin içtenliği elde edilir.
İsteyin içtenliği kazanılınca akıl düzelir.Akıl düzelince kişilik terbiyeden geçmiş olur ” .der
Biz kendimizi bulma yolculuğumuzun neresindeyiz?
Çocuklarımızı yetiştirirken ve biz yetişirken birileri bizi ve onları kınamaya ,yargılamaya, ayırmaya, süzmeye ve susturarak kendi istedikleri gibi davranmamızı ;onların doğrularını yaşamamızı bekliyor.Bunu devletin en büyükleri ile ailenin her ferdi açıkça ve yoğun bir pisikolojik şiddetle sosyal dayatma adıyla yada genel toplum kuralları çerçevesinde ; farkında ve farkında olmadan gerçekleştiriyorlar.Kimin doğrularıyla yaşayacağımıza ; hayatın hangi anında karar vermeliyiz?
Aid olduğumuz toplumun gerçekleri bizi bağlamıyorsa çekip gitmelimiyiz? Yada kalıp kendi gerçeğimizin gerillası mı olmalıyız.!&?
Başlangıç evrelerini pas geçerek yaşanılan çocukluktaki neşe ,yaratıcılık ve merak zaten tamamen etrafımızdaki eli baltalı bir çok ormancının ruhumuzun bütün yenilikçi ,girişimci duygu fidanlarımızı kesip biçmesiyle ;bizi sıradanlaştırma mücadelelerine karşı koymadan ilk yenilgilerimizi sineye çektiğimizin bile farkında değiliz.
Kişiliğimizin gizli alt metin şifreleri oluşmuş zaten ve içimizdeki karanlıklarla bir gölge gibi kalıyoruz hayatın içinde .Oysa güneşi elimizle tutacak güç varken içimizde…..
Işıksız ,heyecansız ve hüzün içinde ;içinden çıkılmaz gelgitlerde boğulacak gibi+yiz. Çırpınarak ve güya yüzerek( yaşamak manasında ) hayat denizinde yol almak bir yana dibe batmadan suyun yüzeyinde kalma mücadelesi içinde+yiz topluca .Oysa bilinç altımızda sudan korkularımız olmasa ve kendimizi bıraksak su bizi yüzeyinde tutacak .BU BİR FİZİK KANUNU ,İSTESEKTE BATMAYACAĞIMIZ gerçeyini görmezden geliyoruz.
Herkez kendi kader akıntısında ilerleyecek. Tomas Merton ”Herşeyden önce tüm insanların ortak bir hedefleri bulunmasına karşın her birey aynı zamanda korku ve titremeler içinde kendi için, kendi kişisel kurtuluşu için çalışmak zorundadır .Birey kendi çözümünü ve kendi var oluşunun anlamını bulmak zorundadır.Eğer bu sorumluluğu başkalarına aktarmaya çalışıyorsa yada başkalarına teslim oluyorsa var oluş amacını öğrenmekte başarısızlığa düşer.
Siz bana kim olduğumu söyleyemezsiniz ve bende size kim olduğunuzu söyleyemem!SİZ KENDİ KİMLİĞİNİZİ BİLMİYORSANIZ SİZİN KİMLİĞİNİZİ KİM BİLEBİLİR?…..der
(belki balık bilir)
Söyle bakalım hayalcianne sen güneşi elinde mi tutacaksın ?Yoksa sadece karşısında durup bir gölgemi kalacaksın? çok uzun zamandır düşündüğüm bir soru
Bir dostum demişti ”hayatın zor sorularını yanıtlayamıyorsan oğluna bak o sana bütün cevapları söyler ,onun gözlerinde kendi gerçeğini oku” ..
Bende baktım gözlerinin içine bütün bir yaz ve hepimizin hayat denizinde birer balık olduğumuzu gördüm en sonunda Neşeli ,çılgın akıntıya karşı direnen ,kendini varoluşun evrensel akışına bırakamayan ,yada bazılarımızın hiç evrenle işi olmayan unutkan balıklarız hepimiz.
BÜYÜK BALIKLARIN KÜÇÜK BALIKLARI YUTTUĞU
Ben bir karabalık hikayesi de bilirim ama bu post çok uzadı şimdideen
Start Slide Show with PicLens Lite


Beylikdüzü'nde Anaokulu tavsiyesi.










